#olay bu yani
Explore tagged Tumblr posts
vallakusurabakmanne · 2 months ago
Text
biz o hikayeyi kurttan da dinledik kırmızı baslıklı kız babaannesine grandma who do you have a big nose and sharp teeth diye sormus zavallı babaanne de yapıstırmıs cevabı benim nerem dogru ki demis
28 notes · View notes
politokio · 4 months ago
Text
ya bi şey söylicem
4 notes · View notes
zaman-lordu · 2 years ago
Text
Biri benim yerime hayatimi yasayabilir mi ben yapamiyorum da
32 notes · View notes
uzaklarasavrulalim · 1 year ago
Text
Bu nasıl bi gündü ben anlamadım
7 notes · View notes
internetkovboyu · 1 year ago
Text
Cok sacma bir sekilde izmitteki denizde flamingolar var
5 notes · View notes
kalopcia · 2 years ago
Text
ya bu motivasyon videoları iyice saçmalamaya mı başladı bana mı öyle geliyor????
1 note · View note
sertsiken0606 · 1 month ago
Text
Merhaba Hasan bey bende sizlere içinde sır olarak sakladığım kimselere anlatamadığım bir aile içi seks hikayem var . Gerçi tamda aile içi sayılmaz.
Benim ismim Mine şuan 28 yaşındayım size anlatacağım olay 16 yaşımda başıma geldi. Ablam ve benim aramda hiçbir sır yoktur ailemizin en büyüğü ablam en küçük benim aramızda 5 erkek abim var ablam şuan 51 yaşına girdi yani aramızda 23 yaş var. Benim doğduğumda ablam yeni evlenmişti , ilk ve orta okulu mahallemizde bitirdim taaa ilk okuldayken enişteme aşıktım ablam yatak odasında yaşadıklarını dahi anlatırdı en ince ayrıntısına kadar yaşadıkları her şeyi anlatırdı bende ablamın anlattıklarını dinleyip gecesine kendimle oynar boşalırdım . Liseye ablamın evine yakın bir yerde gidecektim annem babamla konuşup ablamda kalmama izin verdi okul açılmadan eşyaları toplayıp götürdüm . Eniştem evde yoktu ablamla odamı hazırladık o sırada ablam eniştemin yeni aldığı seks oyuncağını bana göstermek istedi birlikte yatak odasına gittik komidinin çekmecesini açtı siyah bir kutu vardı açtı birne ne göreyim yaklaşık 30 cm kap kalın plastik bir erkek organı çok şaşırdım abla bunu nerene sokuyor eniştem dedim amımı sikerken götüme götümü sikerken amıma sokuyor çok zevkli oluyor o şekilde iyiki almış artık çok daha mutluyuz dedi . Akşam olunca yemeği hazırladık saat 22 gibi enişten dükkanı kapatıp geldi hoş beşten sonra yemeğe oturduk , yemek yedik tatlı derken TV izlerken çekirdek çay faslı başladı aklıma bir anda eniştemin ablama aldığı o koca sik geldi ilk ablam sordu ne o Mine neden kıpkırmızı oldun birşey mi oldu dedi sonra enişten sordu yok birşey dedim uykum geldi ben yatıyorum deyip kalktım odama gittim ablam ile eniştem acaba sevişirmi diye düşündüm istemsiz olarak elim bacak arama girdi ablamın yatak odası ile benim odam karşı karşıya ben amımla oynarken onlar yatak odasına girdi kapıyı kapattı eniştem ablam daha uyumamıştır biraz daha bekleyelim dedi ama eniştem beklemedi bende sessizce kalkıp kapı deliğinden izlemeye gittim. Eniştem ablamı domaltmış tam göremiyordum ama ya amına sokuyordu ya götüne elinde de o aldığı plastik alet vardı pozisyon değiştirip eniştem yatağa uzandı ablam eniştemin sikini tuttu amına soktu eniştem elinde tuttuğu siki ablama verdi ablamda kendi eliyle o plastik aleti göt deliğine soktu ablam eniştemin üzerinde öyle bir zıplamaya başladı ki sanki yatak parçalanacak sandım ben gelmiştim ablam doruklara çıkıyordu ama daha boşalmıyordu eniştem ablamı yatağa yatırdı hızla girip çıkıyordu birden bire durdu sikini çıkardı ablamın saçından tutup sikini ağzına verdi ablam emmeye başladı ben yeniden boşalıyordum. O gece gecenin geç saatlerine kadar sikiştiler bende eniştemle sikistiğimi hayal ederek yatağımda 1 kez daha boşaldım ertesi gün ablam ile eniştem kahvaltıya kaldırdı eniştemin önü çadır kurmuştu kahvaltı yapıp evden ayrıldım Ogün akşama kadar seks yaptığımı düşündüm nasıl yaparım yapar mı acaba sevişirmi benimle. Akşam olunca eve gittim ablamla yemek masasını hazırladık eniştem gelene kadar ablamla sohbet ettik gece rahat uyudun mu dedi bende bir ara gözümü açtım sen bağırıyordun kabus gördün heralde dedim yok kız enişten sikiyordu dedi güldü bana .
Aradan 3 gün geçti eniştemin elemanı izin almış yardımcı olması için ablamı çağırdı, misafir gelecek benim yerime Mine gelsin dedi olur dedim ertesi gün eniştemle iş yerine gittik her fırsatta frikik verdim eniştemi azdırdım akşam olmuştu hesabı topladı dükkanı kapatıp arabaya bindik eniştem bira içelim mi baldız dedi olur dedim yan taraftan bira aldık arabada içmeye başladık dilim çözüldü içkinin etkisiyle enişteme sen ne kadar güzel sikiyorsun ablamı demiş bulundum eniştem bu lafın üzerine dudaklarıma yapıştı elini tam olgunlaşmamış memelerime attı dili ağzımın içinne girip çıkıyordu birden beni kucağına aldı pantolon giymiştim parçalar gibi çıkarttı kilotumun üzerinden okşamaya yalamaya başladı kilotumu yırttı diliyle yalıyordu dudaklarıyla vakumlayıp emiyordu bende eniştemin sikini fermuarını açıp çıkarttım elimle oynamaya başladım çok iri ve uzun bir siki vardı eniştem dudaklarımı öpmeye başladı o sırada ben eniştemin kucağından kayarak sikinin üzerine oturdum biran birşeyler oldu zevkle acı karışıktı ablam gibi eniştemin üzerinde zıplamaya başladım çok uzun sürmedi tuhaf bir şekilde titremeye elim ayağım uyuşmaya başladı. Eniştem de gelmişti sikini amımdan çıkartıp memelerimin üzerine boşaldı . O günden sonra hemen hemen her gece ablamdan sonra beni sikip öyle banyo yapardı. Ablam hher sabah banyo yaptığımı sordu bende sizin sevişmenizden etkileniyorum dedim . Şimdi evliyim 2 erkek çocuğum var kocam beni çok seviyor bakire olmadığımı nişanlıyken söyledim şimdiki aklım olsaydı o zamanlar eniştemle birlikte olmazdım. Herkese bol sikişli günler dilerim. Mine
62 notes · View notes
hataysekshikayelerisblog · 8 months ago
Text
Teyze Kızının Eltisi! (5) (Murat 45 Y., Aydın)
Dilek ile birşeyler atıştırdık. Birer neskafe yaptım. "Arkadaşın nerede?" dedi. "Almanya'da, 15 günlüğüne gitti!" dedim. Lavaboyu sordu, gösterdim. Döndüğünde, "Arkadaşın bayan herhalde, heryer kozmetik, kadın ayakkabıları, kıyafetleri, birkaç tane erkek kıyafeti var?" dedi. (Onlar da benimdi). "Yok, ama biriyle birlikte yaşıyor, Almanya'daki ailesiyle tanıştırmaya götürdü kız arkadaşını!" dedim. Bir de Meleği anlatıp kadını temelli şok etmek istemedim.
Düğünden itibaren Hale ile Face olayını, sonra ilk buluşmayı anlattım. Önce, "Facede neden yazdın?" dedi. Durumumu anlattım, "Karımla yatak odamız pek iyi değil!" dedim. "Bilmiyordum!" dedi. Sonra, "Buluşmayı nasıl, yani konuşmaya başladığınızın 3. günü mü buluştunuz?" dedi. "Evet!" dedim. "Seviştiniz mi?" dedi yutkunup. "Evet, ama birleşme olmadı!" dedim. Neden bu detaylara giriyorsak diye düşündüm. Ama sanki kaçırdığı herşeyi öğrenip, kendini biraz olsun hafifletmek ister gibi soruyordu. "Ayrıntılı anlat, bu benim tanıdığım Hale değil!" dedi.
Diğer çifte kadar, hatta çobana kadar hepsini ayrıntılı anlattım. Kelime seçimime dikkat ederek. O arada yazışmalar ve telefon konuşmaları da dahil. "Hatta, çok zaman sen karşısında otururken, hatta hep beraber rakı içtiğiniz Cumartesi akşamlarında, ya da Ayhan yatakta uyurken yataktan bile yazardı!" dedim. "Ne gibi şeyler yazardı?" dedi. Hatırladığım bir mesajını anlattım, "Çok üzülüyorum, teyze kızın ikinci kadehte abim aklına geldi yine sanırım, ağlamaya başladı diye yazmıştı!" dedim.
Dilek dişlerini gıcırdattı. "Madem o kadar istedin, neden sikmedin ilk buluşmada?" dedi. İlk ağzını bozan oydu, bana ne! "Bilmiyorum, ama orda arabada iki büklüm sikmek istemedim!" dedim. "Tamam anladım, anlat, sonra?" dedi. Günlük evi anlattım, ordaki sikişmelerimizi, hatta perde meselesini de anlattım. Dilek, "Son yıllarda, giderek artan bir kendini beğendirme çabası vardı. Gittiğimiz yerlerde oturup kalkışına hiç dikkat etmezdi, ben öyle düşünürdüm, kızar söylenirdim. Demek ki dikkat etmemek değil, göstermekten hoşlanıyormuş!" dedi. "Evet, teşhirciliği seviyordu! Ayrıca, birkaç yıl önce götten almayı çok sevdiğini anlatmışsın ballandıra ballandıra, o da Ayhan'a zorlaya zorlaya götten yaptırmış, amından daha çok hötten almayı seviyordu. Bu da bizi bu günlere getirdi!" dedim. Dilek kıpkırmızı olmuştu. "Utanmadan onu da mı anlattı?" dedi.
Sanırım bir öğleden sonra bizim evde TV izlerken, TV'de sirk gibi bir şey vardı ve trapezci kadınlar dansöz kıyafetine benzer giyinmişler, atlıyor, zıplıyorlardı. "Ufff, göğüslere bak!" demiştim. Kamışa yeni yeni su gelmiş, her gün 31 çeker haldeydim. Dilek kıkırdayıp, "Benim göğüslerim daha güzel!" demiş, olay da orada başlamıştı. "Görmedim, dokunsam ya, bakayım?" diye çocukça başlayan süreç, önce kazak üstünden dokunma, sonra fanila üzerinden, en son da çıplak göğüsleri avuçlama ile devam etmiş, sonraki günlerde ya bizde ya onlarda yalnız kalmaya çabalayarak (dersimiz var deyip evde kalır annelerimiz pazara veya gezmeğe gittiğinde sevişmeye başlardık, sevişmek denirse tabii) benim onu parmaklamalarım, onun da bana 31 çektirerek boşaltmasıyla sürer olmuştu. Hatta bir seferinde amına sokmaya çalışmıştım, ama becerememiş, sürtünme ile yetinmiştik. O zamanlar kadının orgazm olmasının ne demek olduğunu bilmiyorduk, ama Dilek her seferinde, "İçim bir hoş oldu!" derdi. Dilek okumadı, ben de okuldan sevgili yaptım, zaten onu da o yıl görücü usulu evlendirdiler. Hatta gerdek gecelerinde ya bozduysam diye çok korkmuştum.
O an götten sikişmeyi sevdiğini bildiğimi söyledikten sonraki suskunlukta bunlar aklıma geldi. Zaten anlattıklarım, bir de üzerine o anları hatırlamak, bir de öğlen okuduğum whatsap yazışmaları yarağımı kaldırmaya yetti. Melek 10 gündür yoktu, anlayacağınız azdım bir anda. Dilek te düşünceliydi, ama yanakları kızarmıştı. Biraz hazmetsin anlattıklarımı diye kalkıp çay demledim. Tuvalette ve mutfakta oyalanıp yarağımın inmesini bekledim, ama tam olarak inmedi. Birer fincan çay götürdüm. Elleri titriyordu. Sinirdendir diye düşündüm.
"Benim götten sevmemin bugünlere getirdiğini söyledin, o ne demekti?" dedi. "Eltin sikişmeyi seviyordu neresinden olursa, ama benle başladıktan sonra ilk gün, sonra evde perde açma olayı,ondan hariç daha bir sürü olay oldu, hepsi giderek birilerinin bizi seyretmesi fikrini, sonra da iki taraflı sikilmesi fikrini doğurdu, konuşmalar fantaziler o yöne kaydı. Birbirimize internetten bulduğumuz amatör grup sikiş videolarını, eş değiştirme ve Swinger hikayelerini yollar, sonra da yorum yapardık, bu çok güzeldi, bu fenaydı, bak aşkım yine suyumu akıttın diye yazardı foto yollayıp, anlayacağın grup sikişi için yanıp tutuşuyordu." dedim.
O an farkettim ki, sikiş vs. diye bastıra bastıra anlatmam teyze kızına fena zevk veriyordu. Dilek çaydan bir yudum daha almak için uzandı, ama elleri çok fena titriyordu, vazgeçti. Sonra yutkunup, "Ben bir su içeyim!" diye mutfağa gitti. Sonra geldi çantasını alıp tuvalete gitti. Anlamadım çantasını niye aldı ki dedim kendimce. Geldiğinde biraz daha sakindi, ama yine de kafayı kaldırmadan bir sigara yakıp, titreyen elleriyle, "Yaptınız mı?" dedi. anlamamazlıktan gelip, "Neyi?" dedim. "Grup sikişmesini be işte!" dedi utangaç bir gülümseme ile. O an teyze kızı değil de, o okulda oynaştığım kız oturuyordu sanki karşımda. Açık mavi bir kot pantolon (hani şu biraz yıpranmışlar var ya onlardan), açık mavi bir tişört, sapsarı omuzlarında saçlar, yemyeşil gözler. Gerçi ben de öyleydim, bu muhacir annanemizden geçen genetik özelliğimizdi, yaşlanmayan bir sülalemiz vardı.
O an kalkıp saldırasım geldi. Dalmışım sanırım, "Eeee?" diyen sesi ile kendime geldim. "Ne eeesi?" dedim. "Şu grup sikişini yaptınız mı?" dedi. Ona ne kadar anlatsam diye düşündüm ve "Gerçek anlamda yapmadık ama!" dedim. "Nasıl yaptınız ya?" dedi. "O dosyada yazan seks oyuncağı var ya, onunla yaptık!" dedim. "Vibratörle mi?" dedi. Vibratör ve az önce Swinger dediğimde o ne dememişti, teyze kızına bak sen! "Yani yazlıktaydın o zaman?" dedi. "Evet, olaydan 3 gün önce ilk ve son kez yazlıktaydım!" dedim.
Bu arada terlediğini farkettim. Sürekli tişörtünün yakasını çekiştiriyor, koltukta kıpırdanıyordu. Saat 18:00 olmuştu. İçeri gittim, Meleğin en sevdiği şortlarından (ben de bayılırım) biraz kalçaları açıkta bırakan, bir de askılı bir tişört çıkardım, yatağa bırakıp, odaya yanına döndüm. Mutfaktan su içip yüzünü yıkamıştı. "Bak, bu saatten sonra Aydın'a dönemezsin, bu gece kal burda, zaten anlatacaklarım da bitmedi!" dedim. "Yanımda bir şey getirmedim, ayrıca Arda (oğlu) var, gerçi Arda ablasında zaten ama!" dedi. "Ben sana birşeyler çıkardım arkadaşımın nişanlısını kıyafetlerinden, git içerde değiş üzerini. Ne yersin, ne söyleyeyim?" dedim. "Ne söylersen söyle!" dedi. "İstersen dışarı da çıkabiliriz?" dedim. "Yok yok, bu halde istemem!" dedi. Dilek üzerini değişmeye gidince karımı aradım, "Yeni aldığım işte sorun çıktı, Aliağaya gidiyorum, eğer biterse gelirim, bitmezse sabah!" diye söyledim.
Dilek de fizik olarak Melek'ten aşağı kalır değildi, odaya geldi, "Bula bula bunları mı buldun, heryerim açıkta!" dedi. Ellerimi yana açıp, "Elimden gelen bu!" dedim. Sonra da, "Sen biraz dinlen, ben geliyorum!" dedim. Melek ile çok kullandığımız mezeciyi aradım. Birkaç birşey söyledim. Balık pişiricisinden de balık ısmarladım. Rakı bira vardı zaten dolapta. Duş alıp, üzerimi değiştirdim, şortumla tişörtümü giydim. Yanına geldiğimde, "İlginç, bu evde oturanlar da tam bizim fiziğimizdeymiş. Sen de kalacaksın değil mi? Elalemin evinde tek başıma kalamam!" dedi. "Kalacağım!" dedim.
O ara ardı ardına siparişler geldi. Masayı kurdum, "Hadi gel!" dedim. Rakıyı aldım, 4 de bardak. "O ne, rakı mı içeceğiz?" dedi. "Balık var, rakısız yiyemem, ama ben içmem dersen..." dedim. "Az ama, bir kadeh!" dedi. Ona tek, kendime duble yaptım. "Peki, bu Mustafa nerden çıktı?" dedi. "O sadece fantazi olarak başladı..." dedim, o tül perde arkasında yazlıktaki ilk sikişme anından Mustafa'nın geçişlerine, olayın başlangıcına, hediye aldığım vibratörle, sikişin detaylarına kadar, hatta biraz daha detaylı, aynı anda yaşar gibi anlatıyordum.
Dilek birinci kadehi bitirip bardağı uzatmıştı bile. Bir tık daha sert koydum ikinci kadehi. "Sonra?" dedi. Ekmek almaktan dönen Mustafa ile cilveleşmelerini, sonra da çamaşır asışını anlattım. "Eltim beklediğimden daha iyi orospu olmuş!" dedi, ama bunu kızmak yerine sanki takdirle söylemişti.
Bir saatin sonunda yemek faslı bitip koltuklara geçmiştik. Ben ikinci kadeh rakıma devam ederken, o bitirmişti. Rakıyı uzattım, istemedi. "Peki Mustafa ile başka bir şey oldu mu?" dedi. "Dur, ben bira ile devam edeceğim, içer misin, Almanya'dan geliyor özel bira!" dedim. "Tadına bakayım bari!" dedi. Hale'nin telefon açık Mustafa'ya yemek götürüşünü, sonra yarım saatten fazla kalışını, telefonda duyduklarımı anlattım. "O akşam kaldın mı?" diye sordu. "Kaldım!" dedim. "Yani o mesajları senin yanından mı attı Mustafa'ya?" dedi. "Evet!" dedim. "Peki ama, sabahtan akşama kadar kaç kez amdan götten sikmişsin, anlattığın kadar sikilsem ben yerimden kalkamam, bu başka erkeğe gel sik yazıyormuş daha!" dediğinde ikimiz de gülüyorduk kahkahayla.
Alkol gözünü seveyim, neler yapıyorsun teyze kızına! "Yok be, eminim sen de dayanırsın o kadar!" dedim. "Ya dayanırım da, bu aç gözlülük ne, millet birini bulamaz, eltim vibratörle beraber aynı gün üç tane bulmuş!" dedi bira şişesinin boşaldığını sallayıp göstererek. Yeni biraları getirdiğimde koltukta ayaklarını toplayıp götünü yan devirmiş oturuyordu. Birayı verirken götü ortada, göğüsleri de çatalına kadar görünüyordu. Az sonra teyze kızını sikecektim onca yıl aradan sonra!
O ana dek Melek kısmını anlatmamıştım. Dilek daha da azsın diye, "Başka birşey daha oldu!" dedim. "Daha ne olacak, eşeğin sikini de aldı deme!" dedi kahkahayla. İlk perde arkası sikiş dahil Melek olayını anlatmaya başladım. Dilek artık yerinde duramıyordu, sürekli kıpırdıyor, bacaklarını sıkıyor, uzatıyor, topluyor koltuğun arka kısmına amını götünü dayıyor, çekiyordu. Benim şortun önü zaten dikilitaş! Dileğin dudaklarından beklediğim sözler döküldü ve "İçim bir hoş oldu!" dedi. "Boşaldın mı kız?" dedim. "Utandırmasan olmaz, o zaman da böyle yapardın!" dedi gülerek.
Yanına gittim, kaldırıp dudaklarına yapıştım. Deli gibi öpüşüyorduk. Yaklaşık 10 saattir seks konuşuyorduk ve ikimiz de kudurmuştuk. "Eltim gibi orospun mu yapacaksın beni de?" dedi. "Evet ama seni vuracak kocan olmadığı için ömür boyu orospum olacaksın!" dedim. "Eskiden yaptığın gibi sikip bırakmazsın değil mi?" dedi. "Bundan sonra hiç!" dedim. Üstümdekileri yırtarak çıkardı. Ben de onunkileri yırtmak istedim, ama Melek.
Dudaklarımdan boynuma ordan göbeğime, ordan da saatlerdir kazık gibi duran yarağıma indi. "Tadını hep merak ettim, o zamanlar sadece elimle boşaltırdım, evlendikten sonra öğrendim, oral seks hep de aklımda kaldı!" dedi. Yalıyor, öpüyor, somuruyor, eliyle çekiştiriyordu. "Dur, boşalacağım, yeter!" deyip, tuttum yatağa götürdüm. Dudaklarını dudaklarıma hapsettim, parmaklarımı amında dolaştırmaya başladım. "O günlerdeki gibi ha?" dedi. "Evet, ama ben de yalamayı bilmezdim, hep merak ettim sularını!" deyip amını dillemeye başladım. Başımı sımsıkı tutmuş amına bastırırken, dilimle sikiyor, onca yıl sonra o muhteşem amcığın tadını zihnime kazıyordum. Halen ilk parmakladığım günkü kadar güzeldi...
Yaladım, yaladım, yaladım, dilimin ucunda defalarca boşalmasını sularını içerek seyrederek, o titremelerini dilimde dudaklarımda hissederek yaladım. "Gel!" dedi, başımdan tutup, "Bana hep beklediğim gerdek gecemizi yaşat!" dedi. Yarağım içine girdiğinde, "Kaç yıllık hasret bu biliyor musun? Ama lütfen... tadını çıkarmama izin ver!" dedi kulağıma. İçine girdiğimde yavaş hareketlerle kalçalarını oynatıyor, amını sıkıp bırakarak yarağımı sağıyordu. En az yirmi dakika bu şekilde yavaş hareketlerle sikişip öpüştükten sonra, ikimiz de nefes nefese boşaldık. Göğsüme dayadığı o güzel saçlarını kokluyordum, elim vücudunda, o da göğüs kıllarımla oynuyordu.
"Bilmediğin şeyler anlatmalıyım sana..." dedi. "Anlat birtanem!" dedim. Birtanem lafım biter bitmez dudaklarımdaydı dudakları. "Ben sana aşıktım ve hep aşık kaldım. O oynaştığımız günlerde sen azgın, bense aşık olduğum için oynaşırdım, anlamadın bile, o sirk kadınlarının göğüslerine bakıp iç geçirdiğinde kıskançlıktan çatladım. Sonra liseye gidip o kızı bulduğunda anladım ki aşkımın farkında bile değilsin. Sırf o yüzden ilk isteyen adamla evlendim, hem de 10 yaş büyük biriyle. Ha kötü değildi kocam, ama hep sen vardın aklımda fikrimde... Seni görür, eve gelir ağlardım gizli gizli... Sonra liseyi bitirip beni bırakıp İzmir'e geldin... Haftalarca ağladım, artık göremeyeceğim diye... Bayramlarda ya da geldiğin zamanlarda, ilk önce teyzemlere gidelim derdim kocama, kendi annemden önce teyzemlere gidelim dememe anlam veremezdi kocam... Amcığıma ilk sen dokunmuştun, o yüzden orası senindi, sırf kocam oraya soktuğunda sen olmalıydın hayalim var diye götümden sikilmeyi çok sevdiğimi söyleyip amıma dokunmamasını sağlıyordum... Sonra 2 yıl önce o ölünce yüzlerce kez telefonu elime alıp aramak istedim seni, bazen aradım da biliyorsun, ama bişey diyemedim... Facede fotolarına bakıp uyudum her gece... Aylardır o dava dosyasında telefon listesinde adını gördüğümden beri ise küstüm sana, neden eltim de ben değil diye... Onlarca kavga verdim kendimle, bugün buraya geldim, ya itiraf edecek ya da senden dinlediklerime göre karar verip onca yıldır sökemediğim kalbimi söküp atacaktım..." dedi.
Duyduklarım inanılmazdı. Evet, onu hep çok beğenmiştim, ama aşk mıydı bilmiyordum. "Ben kimseye aşık olmadım, nasıl bir duygu bilmiyorum, ama sana her zaman ilgim vardı. 2 yıldır ben de aramak istedim binlerce kez, ama dul kadındın ve çevren hep doluydu, eltin, kızın, damadın, görümcen, ne diyeceğimi bilemedim. Hale'ye belki o yüzden yaklaştım, senden haber almak için, bilmiyorum sanırım bilinçaltım öyle hükmetti..." dedim.
Elimi yine amına attım. "İstiyor musun?" dedi gözleri gözlerimde. "Bunca yıllık hasret söner mi sanıyorsun?" dedim. "Seni seviyorum!" dedi ilk kez ve "Bunca yıldır bunu söylemeyi hayal ettim!" diye ekledi. "Ben de bunu duymayı hayal ettim, ben de seni seviyorum!" dedim. O gece ve ertesi gün öğlene dek dinlene dinlene seviştik.
Arabamla Aydın'a götürdüm. Yolda planımızı yaptık. Bu ev bana ölümü hatırlatıyor deyip mirası görümcesine teklif edecekti. Kızı ve damadı zaten İzmir'e yerleşmek istiyorlarmış. "Ben de gelir burdan bir ev alırım hem kendime hem kıza, millete de Arda'nın daha iyi eğitim alması için derim!" dedi.
İki gün önce teklifi yapmış, sonucu bekliyoruz.
105 notes · View notes
noksanbiri · 7 months ago
Text
birkaç saat önce yaşadığım iki tane korkunç şeyi yazmak istiyorum. akim misafirler vardı. evlerine götürüp evime geri dönerken çevre yolunda bir kamyonu sollamaya çalışırken sollu sollu bariyerlere doğru gözümün önünde girdi. birkaç saniyelik olaydı. az hızlı olsam arada kalıp bende girecektim onunla beraber. onun etkisini atlatmadan sonrasında köy yoluna girdiğimde ise tam bizim köye yaklaşırken bir hayvan barınağı var. barınak ama bütün sokak köpekleri dışarıda orada. gariptir. yolda zaten aydınlatma yok. birkaç saniyelik olay bu da. bir yavru köpekle annesi birden bire önümde belirdi. gerçekten birden bire diyorum çünkü anlık oldu. zaten ışık falanda olmayınca görmem anlıktı. sağımda araba vardı solumda bariyer. bunlarda tam ortadaydı. yolun ortasında oturmuşlardı. gördüm görmesine ama çok geçti. orada fren yapsam kesin takla atardım. sağa geçsem diğer arabaya girerdim. sola kaçsam zaten bariyer. sola kurabildiğim kadar kırdım ama nafile. kafamın içinde bi patlama oldu. ileride durdum. geri geri geldim. indim arabadan. hiçbir şey yok. yolda kan. herhangi bir hayvan inleme sesi hiçbir şey yok. köpekler yoktu yani. bi anlık dedim ki rüya mı görüyorum. sonra gittim arabaya baktım. plakalık yok sağ taraf komple gitmiş. indim arabanın yönünü değiştirdim bana ışık olsun diye ileriye doğru gittim hiçbir şey yok. sanki buharlaşıp uçtu bu hayvanlar. bindim arabaya eve geldim. büyük aydınlatma aldım tekrar gittim oraya. dolaştım yarım saat hiçbir şey yok. bu nasıl oldu bilmiyorum. çarptım çarpmasına ama herhangi bir iz yok. derken yolun ortasından küçük yavru bi köpek yavaş yavaş gelmeye başladı. kucakladım baktım yara bere yok. sonra abaya koydum. tekrar aradım annesini yok. nasıl böyle bir şey oldu bilmiyorum. araba bi şekilde hal olur ama. yanlışlıkla dahi olsa bir canın ölümüne neden olmamış olurum inşallah. tek temellim bu. sadece hayatımız pamuk ipliklerine bağlı ve ölüm gibi koskocaman bir gerçek var tam önümüzde duran. inşallah iyidir o yavrucakta. sabah 6 da kalkıp tekrar gideceğim oraya. yazıyı görürsen eğer dua edin bulayım. yaralı bile olsa bir şekilde sağlığına kavuşmasını sağlamak nasip olur inşallah. bu kadar elim ayağımın titrediği bir gece olmamıştı. çok kötü bir duygu bu. çok. dua edin sadece. hoşça.
Tumblr media Tumblr media
111 notes · View notes
duygusesimblog · 1 month ago
Text
Öncelikle mutlu akşamlar
💖💝💌💘💞
********************************
🌸🌿❥❃፝͡ ೖ°❀🦋❀°❃፝͡ ೖ❥🌸🌿
Bence okuyun bu paylaşımı, hiç duymadığınız beylik lâflar var :)
Ben kendi adıma söylemeliyim ki, bir elin parmaklarını geçmez duyduklarım, bildiklerim :))
🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀
Evet ......
Sosyal medya platformları, Türkiye genelinde en çok kullanılan ağlar arasında yer alıyor.
Fotoğraf, yazı ve video paylaşım imkanı sağlayan bu platformlarda hiç şüphesiz en çok yer verilen paylaşımlardan birisi de sözler.
Hani bazen denk geliriz bizde şu meşhur özellikle "lâf sokucu" sözlere, arkadaşına, sevgilisine kızmış nasıl intikam alırım canını acıtırım tarzı sözler bunlar. "Beni takip ediyordur yazayım da okusun canı yansın" sözleri :))
Hiç işim olmaz!!!!!! :))
Atalarımız ne demiş;
" Tencere dibin kara, seninki benden kara... 🤭😂
Yani;
(Kötülük, kusur yönünden sen benden daha betersin anlamında kullanılır bu cümle. )
Tumblr media
Şimdi net'de dolaşırken o "lâf sokucu" cümlelere denk geldim de sizlerle de paylaşayım dedim :))
😁 :))
Hesabını veremeyeceğin işlere kalkışma! Öbür tarafta bulaşık yıkatmıyorlar.
Canım, bak! Bir derdin sıkıntın olursa, biliyorsun, hiç umurumda değil.
Her gece resmine bakmadan yatamıyorum, illa tüküreceğim.
Canımı sıktığın zaman sana tekme tokat dalıp, “Pardon! Dalmışım.” diyesim var.
Hani senin varlığın “fifi”, yokluğun da “tın” ya! Benim varlığım “olay”, yokluğum “koyar”..!
Egonu öyle beslemişsin ki karakterin aç kalmış.
Gölgene de yazıklar olsun! Seni adam sanmış ki peşinden gidiyor.
Ben “geri zekâlılıkla mücadele vakfı” mıyım, ya?
Kar yağınca mikroplar ölür diyorlar. İyi misin?
😁 :))
Bazı insanları hayata baktığı pencereden, atmalı.
Dur! Beynimi çıkarayım da eşit şartlarda konuşalım.
Canım, karakterin yere düşmüş. Onu bi alıver ordan.
Zoruna gittiğini duydum. Güzel yer, ben de gitmiştim!
Sen hala kabullenmedin mi sevap sandığın günahlarını!
Seni unuttum sanma, sadece değerin kadar hatırlıyorum.
Bugün laf koymayacam. Çay koydum; gel, iç, insanlık gör.
Eksik olmayın, dedik. Fazla olmaya başladınız. Hayırdır?
Ben insanları harcamayı iyi bilirim. Yeter ki bozuk olsun.
Sabrımın sınırları taştığında hayatımdan silemeyeceğim insan yoktur.
Kimsenin ardından koşmayın çünkü seven insan yan yana yürür.
El üstünde tuttum anlamadın. Ayaklar altında rahat mısın?
Apartman lambasının bile fark etmediği insanlarla uğraşıyoruz.
Tipi Tarlabaşı ama egosu sanırsın Nişantaşı.
Senin gibi bozuklukları kumbarada biriktirir, geleceğe yatırım yaparım. Ha çok mu sıkıştım; hiç düşünmem hemen harcarım.
Aklımdan geçtin gittin, kim bilir yine kime gidiyordun.
Bazıları göz yaşını siler, bazıları ise ağlatanı...
😁 :))
İki dakika insan ol desem zaman tutacak insanlar tanıyorum.
Ağır geliyorsa konuştuklarım, demek ki, boş değilmiş söylediklerim.
Ben sana inandığım için BİR GÜN kaybederim ama sen bu karaktersizliğinle bir ömür kaybedersin.
Gidenler sanıyor ki kalanlar her gün ağlıyor. Sen radyoyu kapattın diye şarkılar yarıda kalıyor.
Lütfen insan taklidi yapma yakışmıyor.
Yanımda olması gerekenler zaten yanımda def olup gidenler kimin umurunda...
Tam diz çöktürecektim iki hecelik adına Paşam şiir yazılmaz dediler üç kuruşluk kadına…
Ben en azından katilimi tanıyorum. Fakat sen bir gün sevilmediğin bir yürekte, kim vurduya gideceksin…
Tutamayacağın sözü diline, veremeyeceğin sevgiyi kalbine, mutlu edemeyeceğin insanı ömrüne koymayacaksın.
Hesabı olanlar sanmasın kapandı defterler. Tek tek yazıyorum her birini bir kenara. iyi kötü, bir gün ödenecek bedeller…
Tahammülü kalmamış birine hata yapmayın. Silerken kendisini düşünür sizi değil.
Tabağına yiyebileceğin kadar yemek, hayatına sevebileceğin kadar insan al. İsrafın lüzumu yok.
🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿
Net'den faydalandım bu bilgiler için....
Tumblr media
41 notes · View notes
selcandy · 7 days ago
Note
Niye iki dili de yeteri kadar bile biri gayet çeviri yapamasın ki? Siz işi sırf kendiniz yapıyorsunuz diye fazla büyütüyorsunuz bence
Ahhah bu yeterliliğe yazım ve imla dahil değil mi yani? E ben de onu diyorum, yeterince bilmek lazım diyorum ve yeterince bilmediği için çevirmenliğe soyunmasını tuhaf karşılıyorum?
Bak arkadaşım, bir vekaletname çevirisinde virgülü nereye koyacağını bilmek bile önemlidir. Unuttuğun veya fazladan eklediğin bir virgül insanların maddi kaybına, resmi bir işi halledememesine kadar ilerler.
Akademik bir çeviride çevirmen hatası yüzünden konu intihal suçu işlemeye kadar gidebilir yahut kişinin tezinin istediği kaynakta yayınlanmamasına yol açabilir. Vebaldir bu bana göre.
Bir diplomayı doğru çevirmezsen kişinin hedeflediği kuruma kabul olmamasına dahi sebebiyet verebilirsin. Bu sorumluluğu almak kolay mı? Bence aksine siz bir işi sırf kendiniz yapmadığınız için fazla küçültüyorsunuz.
Çeviri hizmetinde müşteri okusun kontrol etsin gibi bir olay yok, müşteri bu yükümlülüğü almamak için / kaynak metnin dilini yeterince iyi bilmediğinden dolayı çevirmene ihtiyaç duyar zaten. Hedef metnin tüm sorumluluğu çevirmenin üzerindedir.
Ha ben 2013’ten beri bu sektörde çalıştığım ve nispeten tecrübeli olduğum halde hata da yaptım, bedelini alacağım ödemeyi vermeyerek ödettiler. Haklılar dedim susup oturmasını bildim. Bunları tecrübe etmemiş, hiç bedel ödememiş insanların bu konuda yorum yapma hakkına sahip olduğunu da düşünmüyorum o yüzden.
Muhtemelen mesajını da epey geç gördüm, kusura bakma. Sevgiler.
21 notes · View notes
sillagen · 2 months ago
Text
Tumblr media Tumblr media Tumblr media Tumblr media Tumblr media Tumblr media
10 Ocak | Cuma | 25
Kahve yaptım dua etti. Uzun zamandır sen yoksun kahve yapan yok içmiyorum özledim dedi. Telvesini de yemeyi sever. Biraz yedi bıraktı. Balkon camlı ve sıcak orda oturuyoruz. Bir yandan tarhana yiyoruz. Farkında olmadan fotoğrafını çekerim. Rahmetli dedemin de fotoğrafını çekerdim. Geriye dönünce ânı kalıyor. En küçük dayım ile konuşuyor o sıra ona laf soktu. Güldüm. İkinci bakış da gayet vurduğu lafta mutlu olduğunu gösteriyor. :D En muazzam olay ise yaklaşık 50-60 yaşına gelmiş her bir evladına istediği gibi laf vuruyor. Haha yani onun karşısında annesi oldukları için ses çıkarmıyorlar. İnsan kaç yaşına gelirse gelsin annenin gözünün önünde duruşu aynı dövse dövemez,vursa vuramaz ama manevi olarak güçlü yanı hâlâ var. Dayımgil kablo işiyle uğraştılar babam diğer odadan ucunu çekiyor dayım ittiriyor. O kadar garip bir hâl. Ay bunu nasıl öğrendiniz oldum. Ben yapamam vallahi. Onlar onunla uğraşırken irmik helvası yaptım. Onlar da irmik helvası yapamaz. Babama da ceviz görevini verdim. Cevizi içinde seviyorum ben öyle sevdiğim için de herkes buna uyuyor maalesef :D en son helvamız ve çayımız ile gelin dizisi seyrediyoruz. Anneannem bana bu dizinin güzelliğini anlatıyor. Her gün oynuyormuş. Dizi hakkında yorum yapıyoruz gülüyoruz. Ben ilk defa izlediğim için karakterleri bana "bak Bennuse" diyerek anlatıyor. Ben bulaşık yıkamaya gidecek olursam boşver sonra yaparsın laf veriyok diyor :D laf vermeyi özlemiş bazen bir şey diyorum gülüyor kfkfkfkf
28 notes · View notes
bull7676 · 1 year ago
Text
Hayatımın Sikişini Çek Cumhuriyetinde Yaşadım
Merhabalar, adım Behzat. İşyerimin talimati ile Çek Cumhuriyetine gitmek zorundaydık, orda kurulu olan fabrikaları denetleme amacı ile. Alman iş arkadaşım Joachim ile birlikte araba ile gümrük kapısına yaklaştık. Kapıya geldiğimizde, gümrük memuru bir bayan, bizden, önce passportlarımızı istedi, daha sonra arabadan inmemizi ve bagajı görmek istediğini söyledi. Aynen uyguladık. Bu arada şunu belirteyim: iş seyahati birkaç gün süreceği için, tedarikli gidiyorduk, yani takım elbiseler ve çamaşırlarımız çoktu.
Gümrük memuru bayan bu yoğun bagajı görünce doğal olarak, “Bu kadar eşya sizin mi?” diye sordu. Ben olayı olduğu gibi anlattım. Nereleri denetleyeceğimizi sordu. Ben de biraz ürkerek’te olsa, planladığımız şekli anlattım. Gümrük memuru bayan da okadar güzelki, sanırsın manken. Size anlatmaya çalışayım. Kumral saçlı, tahminen 1.75 boyunda, ince belli, o üniformasında bile seksi görünen, tatlı bir kadın. Üniformanın altında dekoltesi bayağı açık bir bluz giymiş, dudaklarda fazla olmasada biraz ruj, tırnaklarında French, fazla yüksek olmayan topuklu bir ayakkabı giymiş. Gerçekten o duruşuyla beni etkilemedi desem, yalan olur.
Bizim tam olarak ne iş yaptığımızı öğrenmek istedi. Arkadaşım Joachim girdi söze ve onun sorularını cevaplamaya başladı. Joachim de 1,80 boyunda, iri yapili, iyi görünebilmek için kendine çok özen gösteren bir kişidir. Aynı zamanda benim görüşümle yakışıklı bir arkadaşımdır. Bunu gümrük memuru bayan da fark etmiş olmalı ki, onların muhabbeti gittikçe başka konulara kaymaya başladı. Lafa ben de girdim, “Acaba yakınlarda WC varmı?” diyerekten. Hem çok sıkışmıştım, hemde o kadar yoldan sonra kendime çeki düzen vermek istedim. Gümrükcü bayan kolumdan tutup beni 5 metre ileri götürerek WC’nin yerini tarif etmeye başladı. Bana yakınlaşınca o güzel kokusundan derin bir nefes aldım. Bunu o da fark etti ve gülümsedi. Kadının bakışları ‘Seks istiyorum, sikişmek istiyorum!’ diye bağırıyordu sanki. Neyse işimi görüp tekrar arabanın yanına geldiğimde, gümrükcü bayanla arkadaşım Joachim samimiyeti artırmış, birlikte gülüşüyorlardı.
‘Hayırdır, neler oluyor?’ şeklinde arkadaşıma bir göz hareketi çektim. O da bana omuzlarını kaldırarak ‘Bilmiyorum.’ gibisine cevap verdi. Daha sonra anladığımıza göre gümrük memuru bayan bize takmış meğer. “Lütfen benimle gelin!” dedi, eline benim eşya çantalarından birini aldı yürüdü. Gümrük binasına girdik ve merdivenlerden aşağıya inerken, başka bir gümrük memuru bayan karşıdan bizimkine herhalde, “Ne oldu?” şeklinde Çek’ce bir soru sordu. Bizimki de ona artık ne dediyse, kalktı ve gitti. Tahminimce ‘nöbet değiştirelim’ der gibi bir olay oldu. Bir odaya girdik, bizden sandalyelere oturmamızı istedi. Daha sonra kapıya doğru gidip, kapıyı kilitledi.
Ben sanki kadının ne istediğini tam o vakit anladım, ama emin olmak için biraz daha bekledim. Arkadaşım Joachim şaşkınlık içinde bir soru soracaktı, kadın Joachim’in dudaklarına uzun bir öpücük kondurdu. İkimiz de şok olduk. İşe bak! Gümrük binasına kilitlendik ve gümrük memuru bizimle seks yapmak istiyordu. Kaçışımız yok gibi gözüküyordu. Kadın soyunmaya başladı ve bizimde aynen soyunmamızı istedi. Biz tabiki ne kadar tereddütlüde olsak okadar da istekli idik. Dediğini yaptık soyunduk, ayaklarımızda sadece çoraplarımız kaldı.
Kendisi de tamamen soyununca, vücudunun o güzelliğinden kendimizi alamıyorduk. Memeleri irice ve dimdik duruyordu, beli çok ince ve kalçaları bir erkeği baştan çıkaracak cinstendi. Amını tamamen traş etmişti, küçük amcık dili pembe pembe görünüyordu. Yanımıza gelip, bizim kalkmak üzere olan siklerimizi sıvazldı. Bir benimle öpüşüyor, bir arkadaşımla. Arkadaşımın siki, kendisi Alman olduğu için sünnetli değildi. Bunu farkeden gümrükcü kadın bana sordu, “Senin sikin neden böyle?” dedi. Sünnetli yarak görmemişti o vakte kadar. Ben de durumu kısa yoldan anlattım tabiki, çünkü daha önemli işimiz vardı.
Kadın dizlerinin üstüne çömelip arkadaşımın sikini ağzına almaya başladı. Öteki eli ile benim sikimi okşamaya devam ediyordu. Arada bir banada saksofon çekmeyi ihmal etmiyordu. Arkadaşım herhalde fazla dayanamadı ve kadının ağzına boşaldı. Birden çok döl gelince ürken gümrükcü kadın, hemen gidip ağzını yüzünü temizleyip geldi. Benim sikim halen kalkık vaziyette bekliyordu. Arkadaşım sikini tekrar kaldırmaya uğraşırken, kadın benim yarakla ilgilenmeye başladı. Ben de bu arada boş durmuyordum, kadının iri göğüslerini kabaca sıkıyordum. O anda Kadının ismini sormayı unutuğumuz aklıma geldi ve hemen sordum. İsmi Mita imiş. “Mita masanın üzerine uzan!” dedim. Masanın üzerine oturdu ve kendini geriye bıraktı. Bacaklarını ayırıp, o mis kokan amcığını yalamaya başladım. Amına dilimi sokup sokup çıkarıyordum.
Zevkten dörtköşe olan Mita inlemeye başladı. Joachim bize yaklaşıp, yarı kalkmış sikini tekrar Mita’nın ağzına vermeye çalışıyordu. Mita Joachim’e sakso çekiyor, ben de Mita’nın amını (kedi süt içer gibi) yalıyordum. Bir müddet sonra dayanamayıp sikimi Mita’nın ıslak amına dayadım, “Mita sikişe hazırmısın?” dedim. Kafa sallayıp ‘Evet’ demeye getirdi. Var gücümle sikimi köküne kadar birden soktum. Mita’nin gözleri birden açıldı ve artık inlemeyi bırakıp bağırmaya başladı. “Dur! Yavaş!” diye yalvarıyordu. Ben dururmuyum, öyle bir pompalıyordum ki, Mita’nin söylediklerini o hızla zevk sesleri zannediyordum. Oysa Mita canı yandığından bağırıyormuş. Sikimi götüne sokmuşum. Ben de ne kadar güzel daracık bir amcık diye kendi kendime seviniyordum.
Joachim Mita’yi biraz rahatlattı, aynı zamanda Mita’nın amını parmaklıyordu. Tekrar zevke gelen Mita kendini masanın üzerinde iyice bırakmıştı. Arkadaşım Joachim de benim gibi götçüymüş, Mita’ya, “Götünü ben de sikmek istiyorum.” deyince, Mita ürküp, “Hayır! Arkadaşın mahvetti götümü, üstelik daha önce götten hiç yaptırmamıştım.” dedi. İkna etmeye çalıştık onu, “Krem var mı?” diye sorduk. “Sadece nemlendirici el kremi var.” dedi, çantasından çıkardı. Kremi aldım ve az önce siktiğim götünü kremledim. Arada bir parmağımı götüne sokup alıştırmaya bakıyordum. Joachim ise Mita’yı ikna etme çalışmalarına devam ediyor, kendisini bırakırsa ne kadar zevkli olabileceğini anlatıyordu.
Ben kremi bolca sürdükten sonra, Joachim gelip Mita’nın göt deliğine dayadı sünnetsiz sikini. Ağır ağır sokuyordu sikini. Bana dönüp “İşte göt böyle sikilir.” dercesine bakıyordu. Hafif formundan düşmüş olan sikimi Mita’nın ağzına verdim. Temizlememiştim, olduğu gibi yalayarak temizledi sikimi. Aynı anda çıldırmış gibi emiyordu sikimi. “Amımı da sikin, artık dayanamıyorum.” diye inliyordu. Masadan ikisinin de inmesini istedim. Kendim yattım masaya, Mita’yı üzerime bindirdim. Sikim amına kendiliğinden giriyordu. Joachim’e işaret ederek, götünü sikmeye devam etmesini istedim. Sandviç halinde pompalıyorduk Mitanın amını ve götünü. Zevkten çığlıklar atıyordu. Ben bir elimle memelerini sıkıyor, bir elimle ağzını kapatmaya çalışıyordum bağırmasın diye. O anda kapı çalındı, hepimiz birden durduk. Az önce gördüğümüz gümrükcü bayan arkadaşı, bir sorun olup olmadığını soruyormuş.
Mita kalktı, o çıplak haliyle kapıyı açtı, bayan arkadaşı da içeriye girdi. Arkadaşı da hani şöyle alıcı gözüyle bakınca, gerçekten güzel bir bayandı. Biz yine hemen çaktık davayı, Mita arkadaşına daha önce nöbet degişmesi ile ilgili değil de, az sonra sende gel komutu vermiş aslında. Kadın bizi öyle kalkık siklerimizle görünce, gözleri açıldı. Mita ona saati gösterip, ‘artık git’ gibi Çek’ce bir şeyler emrettiyse de, o dinlemeden hemen hızlı bir şekilde soyunmaya başladı. Kadının adını sordum ve soyunmasına yardımcı oldum. “Adım Katja, ya sen?” dedi, “Ben Behzat, bu da Joachim.” dedim.
Sütyenini çıkarınca iki adet küçücük meme fırladı karşıma. Memeleri okadar küçüktü ki, elma kadar bile yoktu. Külotunu da sıyırıp çıkarınca, traşlı fakat çok az kıllı olan amcığı da ortadaydı. Amcığına sadece bakmak bile acaip zevk veriyordu. Ben tamamen kendimi Katja’ya verdim, arkadaşım Mita ile ilgileniyordu. Katja’yı koltuğa oturttum, bacaklarını ayırdım ve direk amcığını yalamaya başladım. Katja’da buna hasret kalmış gibi oh çekiyordu. Başımı elleriyle amına doğru bastırıyordu. Katja’yı koltuğa uzatıp ben de ters döndüm üzerine çıktım ve sikimi ağzına yönelttim, 69 olduk. Sikimi tamamı ile yuttu Katja. Ben de dilimi amına girdiğince sokuyordum. Öylesine güzel tamamlıyorduk birbirimizi ki, anlatamam.
Amını yalamaktan dilimin uyuştuğunu farkedince, koltuğa oturup, Katja’yı da üzerime oturttum. Yavaşca kaydı sikim amının içine. Ben fazla uğraşmıyordum, Katja sikimin üzerimde kalçalarını delicesine oynatıyordu. Amı sikimi öylesine bir emiyordu ki çıldırtıyordu beni. “Götünü de sikebilirmiyim?” diye sordum Katja’ya. “Evet! Her deliğimi sikmeni istiyorum zaten!” diye zevkle inliyordu. Amını sikerken parmaklarımı tükürükleyip bir yandan göt deliğini hazırlıyordum. Katja fazla dayanamadı boşaldı. Bu arada çığlıklar inlemeler alabildiğince… Yavaşca sikimi amından çıkardim, göt deliğine dayadım. Katja’nın götü de küçüktü, acıtırım diye korktum ve “Katja istersen sen kendin rahatça yerleştir ve sok!” dedim. “Olur.” dedi ve birden sikimi köküne kadar soktu götüne.
Joachim bile şaştı kaldı bu işe. Mita ile sikişirken bizi izliyorlarmış daha fazla tahrik olmak için. Joachime, “Bak! Göt böyle sikilir işte!” dedim ve durmadan alttan vuruyordum hem sikimi hemde taşaklarımı Katja’nın götüne. Mita Joachimin yanından kalkıp bizim yanımıza geldi. Katja ile sikişirken, önce taşaklarımı okşamaya başladı, sonra da yalıyordu. Ne zevkti o öyle. Bir yandan göt sikmek, bir yandan başka bir kadın taşaklarını yalıyor. Joachim de arkamdan sandalye üzerine çıkmış, sikini Katja’nın ağzına vermeye çalışıyormuş. Katja Joachim’in benimkinden daha küçük sikini ağzında kaybedince, Joachim bir kez daha şaşırdı kaldı.
Dördümüz yaklaşık bir saat kadar değişik pozisyonlarda sikiştik. Boşalıp, tekrar küçük bir moladan sonra yine sikişmeye devam ediyorduk. Ben o zamana kadar tüm arzuladığım fantazilerimi yaşıyordum. Kadınları üstüste yatırıp, sikimi Mita’nın amından çıkarıp Katja’nın götüne sokuyordum. Ardından tekrar Mita’ya yalatıyordum. Daha sonra ikisini 69 haline getirip, birinin götünü sikerken diğerine arada bir sikimi yalattırıyordum. Boş kalan amı veya götü de hep Joachim sikiyordu. Çıldırıyorduk hepimiz zevkten. Saatin ilerlemesini unuttuk tabiki, kadınların mesaisi bitmişti. Bizi evlerine davet ettiler, orda devam ederiz dercesine. Bir yandan akşama doğru ilk fabrikada olmamız lazım iken, öte yandan kadınlarin evli olup olmadıklarını düşünüyordum.
“Evlimisiniz?” diye sordum ortaya. Mita, “Ben ayrıldım, şu an yalnızım ve kendime ait bir dairede kalıyorum.” diye cevapladı. Katja da, “Ben bekarım, ailemle yaşıyorum.” diye ardından ekledi. “Kızlar, biz işimizi halletsek, zaten birkaç gün sonra geri dönerken yine burdan geçeceğiz.” dediysek te, bizi ısrarları ile zorluyorlardı. Yapacak bir şey yoktu, fabrikada buluşacağımız şahısa telefon açıp bir yalan uydurmalıydık. Joachime, “Sen çöz bu olayı artık!” dedim. Joachim telefon edip, gümrükte alıkoyulduğumuzu anlattı, artık işlerimiz nezaman biterse tekrar fabrikayı arayacağımızı söyledi.
Koyulduk yola, kadınlar kendi arabaları ile önde, biz de arkalarında, yaklaşık on dakikalık yoldan sonra geldik Mita’nın evine. Havanın da sıcak olması nedeni ile, kapıdan içeri giren soyundu. Mita bize içecek hazırlamaya mutfağa girdi. Ben Katja’yı küçük öpücüklerimle başladım azdırmaya. Katja, “Bir dakika.” dedi ve Mita’nın yanına gitti. Joachim bana bakıp gülüyor, ben ise, “Bu fırsatı iyice, hatta gittiği yere kadar değerlendirelim.” dedim. Kadınlar ellerinde içeceklerle geldiler ve “Biz banyoya, duşa giriyoruz, hemen çıkarız.” dediler.
Duştan çıplak geri döneceklerini düşünerek bizde Joachim’le üzerimizde ne kaldıysa artık soyunduk. Aradan 10 dakika geçti, kızlar halen gelmeyince, Joachim’e, “Şunlara bir bakalım.” dedim. İkimizde çırılçıplak banyonun kapısını çaldık. “Gelin içeriye, çekinmeyin!” dediler. Bizde zaten çekinme diye birşey kalmamıştı. Bir de baktık ki, Mita Katja’nın şampuanlar içindeki amını yalıyor, o da inlemeye başlamıştı bile. Dördümüz birden banyoya sığmadığımızdan, ben Katja’ya, “Yıkan çabuk gel, seni sikmeye devam etmek istiyorum!” dedim. Katja, “Acelen ne? Rahatça yıkanıyoruz burda.” diye şikayette bulundu. Ben de, “Oh gel keyfim gel, bizi düşündüğünüz yok ki!” dedim. Bunun üzerine Mita çıktı hemen ve benimle salona geldi. Katja’nın sırtını keseleyen Joachim onunla banyoda kaldı.
Mis gibi kokan Mita’yı aldım yumuldum amına hemen. Banyonun ıslaklığı ile amının ıslaklığı karıştı birbirine. İnlemeye başladı ve kafamı geri itip önümde domaldı. Sikim direk gibi olmuş inmek bilmiyor zaten. “Amını mı, yoksa götünü mü?” diye sordum Mitaya. “Götümün kızlığını sen bozdun, erkeğim sensin, tercihi sana bırakıyorum.” dedi. Götünü hazırlamadan Mita’yı tekrar üzmek istemedim, ıslak amına soktum sikimi. Bir süre köpekleme pozisyonunda siktikten sonra bunu kaldırdım, duvara dayadım, ayakta arkadan sikiyorum amını. Ellerim o sıkı memelerini sarmış, nefesi gitgide hızlanıyordu. Elimin biri ile amının klitoris bölgesine inip, zevk dügmesi ile oynamaya başladım. Artarak hızlanan nefesini hissediyordum. Kafasını çevirdi kulağımın memesini ısırıyordu. Bir an durdum, “Hiç kımıldama, boşalmak üzereyim, daha henüz bitsin istemiyorum!” dedim. Sikim amının içinde küçük adımlarla banyoya ilerledik.
Banyoda Joachim Katja’ya saksofon çektiriyordu. Mita’yı serbest bırakınca o da Katja’ya katılıp Joachim’in sünnetsiz yarağına sarıldı. Yakın bir rafta duran krem gördüm. Uzanıp aldıktan sonra, başladım Mita’nın götüne sürmeye. Arada bir parmağımı götüne sokuyordum. Daha sonra iki – üç parmak, derken götünü dört parmağım ile iyice aıştırdım. Bayağı açıldı götünün deliği. “Sıkı dur Mita, kökleyeceğim!” dedim. Mita Joachim’in yarağını yalamayı bıraktı ve tutunacak iyi bir destek arıyordu. Küvetin kenarına tutundu. Birden soktum sikimi götüne ve tamamını yerleştirdim, öylece içinde kaldım. Zevk kıvamım tam yerinde idi. Sert sert pompalarken “Artık dayanamıyorum!” deyip götünün derinliklerine boşaldim. Sikim biraz rahatladıktan sonra götünden çıkarıp suyla temizledim ufak Behzat’ı.
Sonra mutfaktan kendime bir su aldım ve salona geçip koltuğun üzerine uzandım. Tabiki onların seslerinden ben rahat duramadım ve tekrar banyoya gittim. Bu arada Joachim Mita’nın amına sokmuş sikini ve Katja’yı yalıyor. Yalarken bir yandan da Katja’nın götünü parmaklıyor. Mita boşalmak üzereydi, bir çığlıkla boşalıp saldı kendini. Joachim sikini Mita’nın amından çıkarır çıkarmaz Katja’nın götüne ağır ağır sokmaya çalışıyordu. “Öyle yavaş olmaz oğlum, hepsini birden sok! Katja alışmış götten vermeye zaten!” dedim. Joachim sözümü dinledi, sikinin ucunu göt deliğine dayadı ve hepsini birden soktu Katja’nın daracık götüne. İki üç git gelden sonra dayanamadı ve boşaldı. Hepimiz sırayla temizlenip salona geçtik.
Salonda Katja “Hepiniz egoist’siniz, siz zevkinizi aldınız ben daha alamadım!” deyince, Mita Katja’nın yanına gidip amına yumulmak istedi. Katja, “Hayır, sikilmek istiyorum ben, hemde çok sert bir sekilde! Hem amımdan hemde götümden sikilmek istiyorum!” dedi. Bu tahrik edici sözlerden benim sikim tekrar uyandı. Joachim, “Benim pilim bitti! Biraz istirahat etsek?” dedi. Ben, “Yorulan dinlensin!” diyerekten kalktım ayağa. Katja’nın ağzına verdim sikimi, “Ben seni şimdi çok kötü sikeceğim, bekle 2 dakika daha!” dedim. Katja sikimi çivi gibi yapmaya başladı bile. Kafasını ileri geri yapıp emmesi ile birlikte, sanki onun o dar amını sikiyormuşum gibi oluyordum. Zaten sikimin tamamını alıyordu ağzı.
Değişiklik olsun diye ayaktayken Katja’yı kucağıma aldım ve sikimin ucunu götüne soktum biraz. Katja götten zevk almasını bilen bir kadındı. Kucağımda yarrağım götüne kaydıkça ince ince inliyordu, ben de onun o erikten biraz büyük memelerini ısırıyordum. Gaddarlaşmaya başladım, o da bunu hissetti ve sırtımı tırmalıyordu. Bir de baktım Mita gelmiş, alttan Katja’nın götüne giren sikimi ve taşaklarımı yalıyor. Dünyada çok erkeğin bu duyguyu tattığını zannetmiyorum. O kadar güzeldi. Yorulduğmu hissettim, Katja yine nerden baksanız 50 kilo vardı. Katja ile yatakodasına gittik ve onu yatağa sırtüstü yatırdım. Götünden sikmeyi bırakıp amına soktum ve pompalamaya başladım. Var gücümle durmadan sikiyordum amını. Aradan garanti 15 dakika geçti, kan ter içinde kaldık. Katja’ya, “Boşalırken birlikte boşalalım.” dedim. “Tamam!” dedi. Zaten fazla sürmeden, “Ben geliyorum!” diye inlemeye başladı. Ben daha da hızlandım. Sikimin Katja’nın amının ta dibine kadar değdiğini hissediyordum. Katja tam boşalırken ben de patladım. Bu boşalma bize bir saat gibi geldi, zevkimiz hiç bitmiyordu sanki.
Sarıldık birbirimize, yatakta uykuya dalmışız. Mita da Joachim’in kucağında uyumuş kalmış. Ertesi gün uyandığımda hemen saate baktım ve “Eyvah!” dedim. Joachim’i uyandırdım ve “Oğlum yandık, geç kaldık!” diye cümleme başlarken, Joachim sözümü keserek, “Telaşlanma, ben o işi hallettim bile!” diyerek gülümsüyordu. Fabrikada bizi bekleyene arabamızın gümrükten sonra arızalandığını söylemiş. Ardından işyerini arayıp oraya da aynı yalanı uydurmuş. “Ne zaman hallettin bu işi?” diye sordum. “Sen Katja’yı becerirken, biz Mita ile bu planı yaptık ve gereken yerlere telefon açtık.” dedi. Mita’da o gün için Katja ile kendisine izin yazdırmış işyerinden. “Anlaşıldı bugünde sikimiz bayram edecek!” dedim. Katja ve Mita’yı uyandırdık. Kahvaltımız bile sikişerek geçti. Mita’nın amına bal döküp hepimiz yaladık. Katja’nın götüne salam soktuk ve Mita’ya yedirdik. Kahvaltıdan sonra oradaki alışveriş merkezine gidip soyunma odalarında sikiştik. Cafenin tuvaletinde dörtlü sikiştik. Arabanın motor kaputu üzerinde bile sikiştik.
Diyebilirim ki, hayatımın sikişini Çek Cumhuriyetinde yaşadım. Tabiki bu olaydan Joachim ile benden başkasının haberi yok. İlk fırsatta yine Çek Cumhuriyeti’ne gitmeyi planlıyoruz.
183 notes · View notes
psk-dan-mervesogut · 3 months ago
Text
“Herhangi bir şeyi değiştiremezsiniz, ona olan bakış açınızı değiştirirseniz, o şey değişir.”
– Wayne Dyer
Herkese Merhabalar ☀️ Bakış açısı o kadar önemlidir ki, sıradan olan bir olayı olumlu, olumsuz veya bambaşka türlü yorumlamamıza neden olur. Aslında olay kadar olayı algılama şekli de önemlidir yani. İşte tam da bu nedenle psikolojik yardım almak sizin fark edemediğiniz algılarınıza farklı bakış açıları ekleyerek hayatı birçok yönden görmenizi sağlar.
Herkese iyi akşamlar diliyorum.🌼
30 notes · View notes
internetkovboyu · 1 year ago
Text
Cok sacma bir sekilde izmitteki denizde flamingolar var
0 notes
ilem-eyyuhel-aziz · 1 month ago
Text
POZİTİVİZM (BİLİMCİLİK) SAFSATASI
❓Pozitivizm (Bilimcilik) Fikri Neden Tutarsızdır?
Bilim farklı bir şeydir, bilimcilik farklı bir şeydir.
Pozitivizm (bilimcilik); sadece gözlem, ölçü ve deney yoluyla elde edilen bilgilerin kabul edilmeye lâyık olduğunu öne süren felsefî düşüncedir.
Yani pozitivizm (bilimcilik), naturalizm (doğacılık) ve materyalizm (maddecilik) fikirleri ufak farklar dışında birbirleriyle neredeyse üçüz kardeş gibidir.
Peki bu felsefî görüş mantıksal açıdan niye hatâlı ve tutarsızdır? Tarafsız ve doğruyu arama niyetiyle düşünen bir insanın, bilimcilik felsefesinin yanlış olduğunu görmemesi imkânsızdır. Çünkü:
1. Epistemoloji’de bilginin tek kaynağı gözlem değildir. Çünkü doğru bilginin üç yolu vardır:
“1- Akıl, 2- Duyular, 3-Haber”.
Meselâ mantıksal ve matematiksel birçok kural bilimsel gözlemin dışındaki zorunlu gerçeklerdir. Örneğin mantıktaki “Çelişmezlik” (Ar: Adem-i Tenâkuz / Ing: Non-Contradiction) ilkesi sadece akıl ile bilinmektedir.
Yine mesela "3’ten 8’i çıkarırsak sonuç -5 eder." kuralı mantıkî açıdan tamamen doğrudur. Ama bu gerçek hayatta test edilemez. (Misâlen dış dünyada üç nesneden beş nesne çıkarılamaz.)
Yine geçmişte yaşayan kişiler ve tarihi olaylar ile ilgili zihnimizdeki bilgiler de (mütevatir) haber vasıtası ile bilinmektedir.
2. “Pozitivizm” fikri daha ilk bakışta kendi kendini yanlışlayan bir görüştür. Çünkü eğer birisi "Tek gerçek, doğadaki bilimsel çalışmalar yoluyla elde edilen bilgilerdir." fikrinin doğru olduğuna inanıyorsa aslında bu görüşü savunması mantıksız olur çünkü inandığı bu fikrin kendisi de doğa bilimleri, gözlem ve deney vasıtasıyla elde edilmiş bir fikir değildir. Yani fizikten veya kimyadan "Sadece doğadaki bilimsel çalışmalar sonucu ulaşılan bilgiler geçerlidir." şeklinde bir bilgi ortaya çıkamaz. O zaman bu kişi, bilim yoluyla elde edilmemiş bu görüşü savunursa kendiyle çelişir.
3. Bilimin kendisinin dayandığı birçok temel varsayım da doğa bilimleri ile elde edilmiş değildir.
Meselâ "Evren/Doğa ve diğer insanlar gerçektir." düşüncesi bir bilimciye göre sadece bir ön kabuldür. Çünkü bu fikir, mümkün olan çok sayıda yaklaşımdan sadece birisidir.
Veya "Doğada belli yasalar vardır, bu yasalar her yerde ve her zaman değişmeden işlemiştir ve aynı şekilde işleyecektir." düşüncesi de tamamen bir kabuldür. Çünkü bilim, gelecek ile ilgili bir şey söyleyemez. Bunu bir "Tümevarım Problemi" olarak isimlendirebiliriz.
4. Bilimsel çalışma yapan materyalistler, maalesef sadece gözlemlerini anlatmak yerine insanlara "Gördünüz mü otuz denemenin otuzunda da aynı sonuç çıktı. Demek ki bin sene önce de aynen böyle oldu, bundan bin sene sonra bile bu olay böyle gerçekleşecektir." diyerek veya "Gördünüz mü şu anda hep anne-baba birleşmesi sonucu insanlar doğuyor o zaman İsa peygamber babasız yaratılmış olamaz." diyerek gözlemden ayrılıp bir de "geçmiş zaman ve gelecek zaman" hakkında hüküm vermektedirler. Hâlbuki bahsedilen bu konular bizim için gözlem sahasının konusu değildir. Hem "Gözlenemeyen şeylerden bize bahsetmeyin." deyip hem de gözlem dışı konularda konuşmak bir çelişki değil midir?
Bilim, deney ve gözlem yapmaktan ibâret ise bilim kelimesinin ardına sığınıp gelecek hakkında kesin sözler söylemek bir çeşit falcılık sayılmaz mı?
6. Aynı şekilde “güzel ve çirkin” gibi kavramlarının karşılığı bilimsel verilerden elde edilemez. Meselâ iki sanat eserinden hangisinin daha güzel olduğu meselesi bilimsel bir alan değildir. En fazla iki eserden birisine bakıldığında hangi hormonların devreye girdiği gibi gözlem sahasındaki olaylar bilimsel alana girebilir. Hepsi bu. Yani sanat ve estetik de bilimsel değildir.
7. Yine bilim bize ahlâkî değerler açısından da bir yaşam şekli sunamaz. İyi-kötü, doğru-yanlış kavramları ve "Ben hayatımda hangi ahlâkî değerleri dikkate almalıyım?" soruları da bilimsel çalışma sahasının dışındadır. Yani bilim, dünyanın sosyal düzeninin şu anda hangi durumda olduğunu bize söyler ama hangi durumda olması gerektiğini söyleyemez. Bundan sebep "hayatın amacı" gibi kavramlar da bilimin konusu olamaz.
SONUÇ
O hâlde varlık konusunda insanların aklına sınır koyma çabası neden? "Hayır! Beş duyu organınla algılayamadığın şeyler yoktur. Onları kabul edemeyiz!" diye mantıksız bir baskı yapmak niye?
İnsanoğlunun duyuları henüz bazı şeyleri algılayamıyor diye "O şeyler yoktur!" demek; tıpkı doğuştan itibâren gözleri görmeyen birisinin "Dört duyu organım ile algılayamadığım şeyler yoktur. Renklerin varlığını kabul etmiyorum." demesi gibidir. Varlığın sadece bizim 5 duyumuzla algılayabildiğimiz şeylerden ibâret olduğu iddiası nereden çıktı? Bu gereksiz ve dayanaksız sınırlama hangi amaçla insanlara dayatılıyor?
"Benim algılayamadığım şeyler yoktur. Var olduğunu kabul etmem." demek ve bunda ısrar etmek "Henüz keşfetmediğimiz canlı türleri, mekânlar, maddeler vb. şeyler yoktur." sözü gibi hatalıdır. "Henüz bana ulaşmayan hiçbir olay yaşanmamıştır." demek kadar da mantıksızdır.
Elbette bu maddeleri arttırmak mümkündür.
Sonuç olarak net bir şekilde bilmemiz gereken şey şudur:
“Bir şeyin kabul edilebilir olması için illâ ki "bilimsel yöntemle gözlenebilir olması" şart değildir.” Ve yine bilinmelidir ki “Bilimsel olmayan, gözlenemeyen her şey hurâfedir.” diye dayatmanın aslında ta kendisi hurâfedir. Hiçbir mantıklı dayanağı olmayan bir görüştür.
(...)
👤 Mehmet Yalçın, 2020
📖 “Gerçek Mucize” Çalışmasından...
15 notes · View notes