#bardaklar
Explore tagged Tumblr posts
Text
Butik Seramik Ürünlerin Güzelliğini Keşfetmek: House of Ceramic'den Bir Kılavuz
Seri üretilen ürünlerle dolu bir dünyada, el yapımı butik seramik ürünlerin gerçekten özel bir yanı var. Bu parçalar sanatı, işçiliği ve kişisel dokunuşu yansıtarak onları yalnızca işlevsel öğelerden öte bir sanat eseri haline getiriyor. İster evinizi dekore ediyor, ister benzersiz bir hediye arıyor olun, ister sadece günlük rutininize biraz zarafet katmak istiyor olun, butik seramik ürünler, güzellik ve kullanışlılığın, eşi benzeri olmayan bir karışımını sunar.

Özel seramik ürünlerin önde gelen destinasyonu olan House of Ceramic, butik seramiğin kalıcı çekiciliğinin bir kanıtıdır. Koleksiyonları, sanata ve kaliteye değer verenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için özenle seçilmiştir. Bu makalede, butik seramik dünyasına dalacağız, bu ürünlerin benzersiz çekiciliğini ve House of Ceramic'i seçici alışveriş yapanlar için birinci sınıf bir seçim haline getiren şeyin ne olduğunu keşfedeceğiz.
Butik Seramik Ürünlerini Ne Tanımlıyor?
Butik seramik ürünler genellikle küçük partiler halinde, yetenekli zanaatkarlar tarafından yaratılan el yapımı ürünlerdir. Seri üretilen seramiklerin aksine bu ürünler tasarım, şekil ve stil bakımından benzersizdir. Her parça bir hikaye anlatır ve çoğunlukla yapımcının kültürünü, ilhamını ve bağlılığını yansıtır.
Butik seramiklerin bazı temel özellikleri şunlardır:
El işi: Butik seramikler genellikle el yapımıdır ve her parçaya benzersiz kusurları, çekiciliği ve karakteri kazandırılır. Sanatçının kişisel dokunuşu her kıvrımda, renkte ve dokuda açıkça görülüyor.
Ayrıcalıklı Tasarımlar: Butik seramikler küçük partiler halinde yapıldığından genellikle özel veya sınırlı sayıda üretilen tasarımlara sahiptirler. Bu ayrıcalık, gerçekten özel bir şey isteyen koleksiyonerler ve tasarım meraklıları için çekiciliğini artırıyor.
Zanaatkarlık Kalitesi: Butik seramiklerin üretiminde yüksek kaliteli malzemeler ve geleneksel teknikler kullanılmaktadır. Bu, yalnızca estetik açıdan hoş değil, aynı zamanda dayanıklı ve uzun ömürlü ürünlerle sonuçlanır.
Kişiselleştirilebilirlik: Butik seramik ürünlerinin en heyecan verici yanlarından biri de kişiselleştirilebilme potansiyelidir. Pek çok zanaatkar, müşterilerin renkleri, desenleri seçmesine ve hatta seramik parçaları için özel tasarımlar talep etmesine olanak tanıyan ısmarlama hizmetler sunuyor.
Neden Butik Seramik Ürünlerini Seçmelisiniz?Hızlı ve ucuz seçeneklerin kolayca bulunabildiği bir çağda, butik seramik ürünler farklı bir şey sunuyor; zamansız güzellik ve uzun ömürlü değer. İşte butik seramiklerin öne çıkmasının birka�� nedeni:
Sanatsal Değer: Butik seramiğin her parçası bir tabak veya vazodan daha fazlasıdır; sanatsal bir yaratımdır. House of Ceramic gibi yerlerden satın aldığınızda, yaratıcılıklarını ve tutkularını ürettikleri her ürüne aktaran sanatçıları destekliyorsunuz.
Benzersiz Dekor: İster güzel bir kase, ister el yapımı bir kupa veya zarif bir vazo olsun, butik seramikler her odanın estetiğini yükseltebilir. Evinizin dekoruna kişisel bir dokunuş katarak alanınızı gerçekten eşsiz kılar.
Sürdürülebilirlik: Birçok butik seramik sanatçısı, yerel kaynaklı malzemeler ve çevre dostu üretim yöntemleri kullanarak sürdürülebilirliği ön planda tutuyor. Butik seramikleri seçmek, gezegene önem veren küçük işletmeleri desteklemek anlamına gelir.
Kültürel Önem: Birçok seramik tasarımı kültürel mirastan, geleneksel desenlerden ve tarihi tekniklerden ilham almaktadır. Butik seramik satın alarak yalnızca bir ürün satın almıyorsunuz; zengin bir işçilik geçmişiyle bağlantı kuruyorsunuz.

Butik Seramik Ürün Çeşitleri
House of Ceramic, her biri hem işlevsel hem de dekoratif amaçlara hizmet edecek şekilde özenle tasarlanmış çok çeşitli butik seramik ürünleri sunmaktadır. İşte koleksiyonlarında bulabileceğiniz bazı popüler butik seramik türleri:
Sofra Takımı: Tabak, kase ve kupa gibi seramik sofra takımları her evin vazgeçilmezidir. Butik seramik sofra takımı, işçiliği ve tasarımıyla öne çıkıyor ve kullanışlılıktan çok daha fazlasını sunuyor. Bu parçalar genellikle el yapımıdır ve mükemmel bir şekilde parlatılır, bu da her yemeği özel bir gün haline getirir.
Ev Dekorasyonu: Vazolar, saksılar ve mumluklar gibi dekoratif seramikler her mekana zarafet katar. Karmaşık tasarımları ve benzersiz yüzeyleri ile bu parçalar, bir odayı dönüştürebilecek merkez parçaları görevi görüyor.
Mutfak Gereçleri: El yapımı karıştırma kaselerinden benzersiz seramik saklama kavanozlarına kadar butik seramik mutfak gereçleri, pişirme alanınıza sofistike bir dokunuş katıyor. Bu ürünler güzel oldukları kadar dayanıklıdırlar, tarzdan ödün vermeden günlük kullanım için tasarlanmıştır.
Seramik Sanatı: Bazı butik seramikler işlevin ötesine geçerek tamamen sanatsal sergileme amaçlıdır. Seramik ustaları tarafından yaratılan heykeller, duvar süsleri ve sanatsal fayanslar, her evde veya galeride göz kamaştıran çarpıcı parçalar oluşturur.
Takı ve Aksesuarlar: İster inanın ister inanmayın, seramik eşsiz mücevher parçaları yaratmak için de kullanılıyor. Seramik küpeler, kolyeler ve broşlar, seri üretilen hiçbir şeye benzemeyen, moda ve işçiliğin benzersiz bir karışımını sunuyor.
0 notes
Text
Taşınırken Bardaklar Nasıl Paketlenir? Detalı Bilgi İçin İnceleyin
Taşınırken bardaklar nasıl paketlenir sorusuna Deha nakliyat firması olarak elimizden geldiği kadar açıklamaya çalışacağız. Bazen bir işi yazarak anlatmak oldukça zor oluyor. Bunun içinde sizlere bir video hazırladık. Tam anlamanız için içeriğimizi okuduktan sonra videomuzu izlemenizdir. Veya videoyu izledikten sonra içeriğimizi okumanız sizlerin tam olarak konuyu anlamanızı sağlayacaktır.
Taşınırken bardaklar nasıl paketlenir ve benzeri aşağıda yazmış olduğumuz konular hakkında sizlere bilgi sunacağız.
Bardak nasil paketlenir? Kırılacak eşyalar nasıl paketlenir? Porselen nasil paketlenir? Taşınırken tencereler nasıl paketlenir? Cam eşya Paketleme malzemeleri Cam Eşya Sarma Kağıdı
Taşıma işlerinde en zor bölümlerden biri kırılacak eşyaların toplanmasıdır. En önemlisi de kırılmadan bunların taşınmasıdır. Kırılmadan, zarar görmeden taşımak içinde birkaç konuya olabildiğince dikkat etmek gerekir.
Peki, firmamız bu konuda nasıl çalışır? Kırılacak eşyalarınızın paketlenmesinde bizler şu malzemeleri kullanmaktayız.
Streç film, Kraft kağıt, sıfır koli, ip ve bant cinsi malzemeler kullanarak kırılacak tarzı eşyalarınızı paketlemekteyiz. Hijyeniğe önem veren bir firma olarak markalı kendi kolilerimizi kullanırız. Bir diğer hijyen ve sağlık konusu da kırılacakların paketlenmesinde gazete ve benzeri ürünler insan sağlığını kötü etkiler. Deha nakliyat şirketi olarak bizler daha önce hiç kullanılmamış müşteriye özel sıfır Kraft kâğıt kullanmaktayız.
Taşınırken bardaklar tabaklar nasıl paketlenir gelin şimdi bunu anlatalım. Öncelikle sıfır kolimizin alt kısmı bant ile kapatılır. Kraft kağıdımız mutfak tezgâh veya masa üzerine açılır. Personelimiz mutfak dolaplarının tüm gözlerini öncelikle açarak kontrol eder. Bu sayede nerden başlayacağına karar verir.
Ağır olan porselen ve benzeri ürünlerin paketlenmesinden başlanır. Yani koli zeminine ağır olan porselen veya tabak cinsi ürünler kalın bir şekilde Kraft kağıda sarılarak konulmalıdır. Tabi bunu yaparken de en çok yapılan yanlış tabakların masada yemek yenir şekilde konulmasıdır. Doğrusu şu şekilde olmalıdır. Cam eşya paketleme malzemeleri ile paketlenen tabaklar kolinin kısa bölümüne yaslanmak suretiyle dik şekilde konularak koli doldurulmalıdır.
Bu sayede taşınma esnasında kolinin yere bırakılması gibi uygulamalarda tabakların dik konulması yukarıdan aşağıya yapılan basıncın daha az etki yaratmasını sağlar. Mutfak eşyalarının paketlenmesi sırasında paketleme ürünü oldukça fazla şekilde kullanılmalıdır. Yani kalın bir şekilde sarılması sağlanmalıdır.
Kolinin taban bölümü dolduktan sonra koli üzerinde kalan boşluğu ise bardak tarzı ürünler paketlenerek doldurulmalıdır. Kesinlikle koli boş bırakılamamalıdır. Ve tam olarak kapak seviyesine kadar çıkıntı yaratmayacak şekilde doldurulmalıdır. Boşluk bırakılan koli içerisinde bulunan eşyaların kırılması kesinlikle daha fazla olur.
Diğer önemli olan bir konu ise koli dolduktan sonra bant ile kapatarak hazır hale geldiğini düşünmektir. Bant kolinin ağırlığına göre kendini bırakabilir. Bunun sonucu olarak taşıma esnasında ağzı açılan koliniz içerisindekiler düşerek kırılır. Bizler bunun için iple kolileri bağlama yöntemini kullanmaktayız.
#Bardaknasilpaketlenir? #Kırılacakeşyalarnasılpaketlenir? #Porselennasilpaketlenir? #Taşınırkentencerelernasılpaketlenir? #CameşyaPaketlememalzemeleri #CamEşyaSarmaKağıdı
https://www.dehanakliyat.com.tr/blog/tasinma-ile-ilgili-genel-bilgiler/ev-tasirken-mutfak-esyasi-nasil-toplanir/






0 notes
Text
KUPABARDAKCİ - PLATİN

Kalite ve Estetiği Bir Araya Getiren Kupa Bardaklar!
KupaBardakci.com, kupa bardak ihtiyaçlarınızı karşılamak ve özel tasarımlarla sizi buluşturmak için ideal bir platformdur. Kupa bardak baskı, toptan kupa bardak seçenekleri ve kupa bardak fiyatları KupaBardakci.com, kalite ve estetiği bir araya getirir.
Çeşitli Kupa Bardak Seçenekleri: İhtiyacınıza Uygun Tasarımlar
KupaBardakci.com, geniş ürün yelpazesi ile her zevke uygun kupa bardak sunar. Sade ve şık tasarımlardan özel baskılara kadar çeşitli seçenekler arasında dilediğiniz tarzı bulabilirsiniz.
Kupa Bardak Baskı: Kişiselleştirilmiş ve Özgün Hediyeler
Kişiselleştirilmiş kupa bardaklar, sevdiklerinize özel ve anlam dolu hediyeler sunmanın harika bir yoludur. KupaBardakci.com, istediğiniz tasarımı baskıya dökerek size özel kupa bardak baskı ile oluşturmanıza olanak tanır.
Toptan Kupa Bardak Fırsatları: İşletmeler İçin İdeal Çözüm
İşletmeler, etkinlikler ve organizasyonlar için toptan kupa bardak alımlarıyla bütçenizi dostça tutabilirsiniz. KupaBardakci.com, toptan kupa bardak fırsatları ile işletmelerin ihtiyaçlarını karşılar.
Rekabetçi Fiyatlar: Kaliteli Ürünlerde Ekonomik Çözümler
KupaBardakci.com, kaliteli ürünleri ekonomik fiyatlarla sunar. Rekabetçi fiyatlarla kupa bardaklara sahip olabilir, bütçenizi zorlamadan kaliteli ürünlere ulaşabilirsiniz.
Hızlı Teslimat ve Güvenilir Alışveriş Deneyimi
KupaBardakci.com, hızlı teslimat ve güvenilir alışveriş deneyimi sunar. Siparişleriniz titizlikle hazırlanır ve istediğiniz adrese güvenle teslim edilir.
Neden KupaBardakci.com?
Geniş Ürün Yelpazesi: Sade, şık, renkli ve özel tasarımlar arasından seçim yapma imkanı.
Kupa Bardak Baskı: Kişiselleştirilmiş hediye seçenekleri ve özel tasarımlar.
Toptan Fırsatlar: İşletmeler ve organizasyonlar için uygun fiyatlarla toptan alım imkanı.
Rekabetçi Fiyatlar: Kaliteli ürünleri uygun fiyatlarla sunan ekonomik çözümler.
Hızlı ve Güvenilir Teslimat: Siparişlerinizin hızlı ve güvenilir bir şekilde adresinize ulaştırılması.
KupaBardakci.com ile kaliteli, estetik ve özel tasarım kupa bardaklara sahip olabilir, sevdiklerinize ve işletmenize özel hediyeler sunabilirsiniz. Daha fazla bilgi ve ürünleri incelemek için KupaBardakci.com adresini ziyaret edin.
541 notes
·
View notes
Text


İnsanların duyarsızlığından karton bardaklar bile dile gelmiş 🤷🏻♀️
64 notes
·
View notes
Text
ben buyum. kenar mahallede büyümüş, illegale bağışıklık kazanmış, ucuz biralar içmekten keyif almış, kalem gibi cigara saran, kravatlı abilerden pek hoşlanmayan, sokaklardan korkmayan ve memurları yürüyüşünden tanıyan. ben buyum. karanlıktan korktuğu için ışıkları kapatan, kapılmayan telaşına gördüğü kanın, hem suça meyilli, hem sabıkasız. ben buyum. istiklal caddesi'nde kollarını açıp isa'lığını ilan eden, paçalarının çamura bulaşmışlığını seven, uykusuzluktan kızaran gözlerine aldırış etmeyen, plansız, kuralsız. kendi başına bir savaşım ben. solcu eylemiyim. direnişim. tanrı'nın bu dünyaya attığı en cesur kazığım. uçurum çiçeklerini severim, kapitalist gelir bana kırmızı güller. orkideler orospulara armağan edilmeli ve intihar edenlerin mezarı başında ceket iliklenmeli. ben buyum. babası tarafından terkedilmiş, hep terkedilmiş, cinayetler düşlemiş, bıçaklar bilemiş, bağımsız bağımlı. hep az konuşmuş, genelde kaçak. umursamaz sanılmış, kırılmaz, aldırmaz. ötekileştirilmiş, "o boş verir." denilen. kimsenin bilmediği hüzünler taşıyan ruhunda aslında, kimsenin tahmin edemediği kadar büyük yorgunlukları olan. suçsuzluğunun bedelini ağır ödemiş, hak etmemiş. inançlarıyla alay edilmiş, çatlatılmış su içtiği bardaklar. ben buyum. bu yüzden tanışmalarımı merhabadan öteye taşımıyorum. gözünüzü boyuyorum belli olmasın diye çıplaklığı hayatımın. kara kaderimi gizliyorum, ak maskemin ardında. ben buyum. bu dünyaya yollanmış bir maalesefim. ben buyum. adım attığı an yollarının yarılacağını bilen ve adım atmaktan başka seçeneği olmayanım. hayalinin bile sizi darmadağın edeceği gerçek bir felaketin ortasındayım.
46 notes
·
View notes
Text
Tatlı Komşum! (8) (Furkan 31 Y., Manisa)
Ertesi gün Hatice, "Biz bu hafta sonu gitmeyeceğiz, oğlum arkadaşları ile kalacakmış, müsaitsen Cumartesi akşamüzeri çıkıp Pazar akşamı dönmek kaydıyla kısa bir tatil yapalım mı?" dediğinde, "Uzaklaşmak iyi gelir!" dedim. Aslında aklıma Ankara'ya Boris'lere gitmek geldi, ama bunu konuşmadan ne diyeceğini bilemiyordum. Cumartesi akşamüzeri Hatice'nin arabasıyla yola çıktık. "Nereye gidiyoruz?" dedim. "Bursa'ya!" dedi. "Ne yapacağız Bursa'da?" dediğimde anlattı. "Benim lisedeyken bir sınıf arkadaşım vardı, Büşra. Hukuk okudu, Bursa'da görev yapıyor. Seni anlattım, ne zamandır alıp getir diyordu, ona gidiyoruz!" dedi...
Vardık Bursa'ya. Asansörden inip dairesine geldiğimizde, kafamda daha önce canlanan, nemrut, saçlarını topuz yapmış, döpiyes giymiş, kara kuru, çatık kaşlı kadının aksine, Büşra hanım, bukle bukle kıvırcık uzun saçları, omuzlarını açıkta bırakmış kırmızı güllerle bezeli belden büzgülü, önü arkasına göre daha kısa olan, beyaz uzun elbisesi içinde siyah gözlerini ortaya çıkaran bembeyaz tenine sanki ışık saçan gülümsemesi ile karşıladı. Hatice ile sarmaş dolaş oldular. Bana da yine o sıcak tebessümle, "Hoşgeldiniz Furkan bey!" dedi.
Çok şık bir dairede, açık mutfaklı bir yemek odasında, çok güzel bir masa hazırlanmış, mumlar yakılmış, masaya çeşit çeşit mezeler, bardaklar dizilmiş, 5-6 çeşit de alkol şişesi köşede yerini almıştı. Fakat masada 4. bir servis daha açılmış olmasına rağmen başka kimse yoktu. Masaya geçtik. Bunlar hemen servis yapmaya başladılar. Tabağı g��sterip, "Beklemeyecek miyiz?" dedim. Büşra, "Çağırsam mı çağırmasam mı karar veremedim..." deyince, Hatice hemen atladı, "Kim?" diye. Büşra, "Yok, öyle ciddi bir birliktelik değil, öyle takılıyoruz işte, o yüzden siz de o da rahat edebilir mi bilmiyorum!" dedi. Hatice, "Çağır, çağır!" diye atladı hemen. Ama benim aklım Büşra'da olduğundan pek sesimi çıkarmadım. Büşra da benim sessiz kalmamı istemediğim anlamında anladı ve aramadı.
Nasıl tanıştığımız gibi detaylardan sonra Büşra, "Teşekkür ederim Furkan, bu güzel kadının uzun yıllardır ilk kez bu kadar mutlu olduğunu gördüm sayende!" dedi. Ben de, "Onun bana yaşattığı mutluluğun yanında hiç kalır!" dedim. Hatice uzanıp yanağımdan öptü. Daha ilk kadehler bitmişti ki, Büşra'nın telefonu çaldı. Büşra açıp, "Arkadaşlarım var... Manisa'dan arkadaşım ve sevgilisi... Tamam gel, tanışırsınız!" dedi.
15 dk sonra onun da hukukçu olduğunu öğrendiğimiz kişi elinde bir şişe şarap ve iki küçük buketle geldi. Birini Hatice'ye birini de Büşra'ya verdi. Kendi kendime (Dallamasın Furkan, elin boş götün yaş geldin!) dedim. "Mert ben!" dedi elini uzatıp. Tanıştık, oturduk. O an Hatice'nin telefon çaldı. "Efendim?" diye açtı. "Hı hı, Büşra'dayız, sorun yok, tamam tamam, onların da sana selamı var!" dedi kapattı. "Ahmet... bize vardınız mı diye soruyor!" dedi. Mert aval aval bakıyordu. Büşra, Mert'e, "Kocası!" dediği anda Mert'in suratındaki ifade, Hatice, Büşra ve benim kahkahalarla gülmemize neden oldu. Mert, "Kocası mı?" dedi. Ben de, "Şanslı adamım!" dedim sadece. Mevzuyu anlatıp ortamın tadını bozmadık hiçbirimiz. Bir ara hanımlar mutfağa geçince, Mert soran gözlerle bana baktı. Parmaklarımla yuvarlak yapıp, "Top!" dedim gülerek. "Haaaa!" dedi o da gülmeye başladı. Sus işareti yaptım...
"Müzikli bir yerlere gidip biraz kurtlarımızı dökelim!" dediler. Çıkıp bir mekana gittik. Onları tanıyorlarmış, bize güzel bir loca verdiler, dans pistine bakan. Sonra hanımlar dans etmek istedi, ben ve Mert kalkmadık. Onlar önümüzde dans ederken, Mert kulağıma eğilip, "Gerçekten çok şanslı adamsın, Hatice çok güzel kadın!" dediğinde, "Valla ben de senin aynını düşündüm, nekbet ters bir kadın beklerken Büşra'ya bak, hayat fışkırıyor!" dedim. "Evet, eğlenilecek kadın!" dedi. Evlenilecek demediği dikkatimi çekti...
Bir ara nerden çıktı anlamadığımız iki kişi bizim hatunlara doğru yanaştı, ama iki dakika içinde birileri adamları alıp kapı dışarı etti. Gece 01:30 gibi hanımlar daha çok, biz de bayağı çakır olup, eve geri döndük. "Biz üzerimizi değişeceğiz!" deyip gittiler. İkisi de kısa saten askılı gecelik giyip geldi. Bize de şort tişört çıkardıklarını söylediler. Bana tam uydu giydiklerim, meğer Hatice dün alıp bavuluna koymuş. Birer kadeh viski konuldu. Hatice alkol sınırını aşmıştı, ikili koltukta otururken kahkahalarla gülüyor, hiç toplanma gereği duymadan tepiniyor, kah öpüyor kah boynuma sarılıyordu. Büşra ise topladığı bacaklarıyla Mert'in oturduğu koltuğun kolçağına tünemiş oturuyor, o da Hatice'ye eşlik ediyordu.
Mert'le birbirimize baktık, olacaklar belliydi. Ben kafamı salladım OK! der gibi, o da aynı hareketi yaptı. Mert kalktı, gelip Hatice'yi elinden tutup kaldırdı, belinden tutup kendine çekip dudaklarını dudaklarına aldı. Ben de aynını Büşra'ya yaptım. Hatice bir an kendini çekip, "Ay durun, ne oluyoruz, biz şimdi grup mu olduk?" deyip kahkahayı bastı. Büşra ise halinden memnun nefessiz öpüşüyordu benimle...
Sonraki geçen bir saatte amlar yalanıyor, yaraklar ağızlarda dolaşıyor. Büşra ile Hatice sürekli aramızda yer değiştiriyordu. Daha sikmeden bir saat oynaştık. Büşra, "Hadi gel bakalım Furkan bey, Hatice'nin neden bu kadar mutlu olduğunu anlayalım!" deyip, yarağımı tutup amcığına sürtmeye başladı. Sonra da ilginç bir hareketle komple yarağımı içine aldı. Beni kendine çekmemiş, kendisi bana doğru gelmişti yattığı yerden, yani o bana soktu amını. Mert çoktan domalttığı Hatice'nin amına gömmüş, Hatice, "Ohhhh ne güzel, ohhhh sikiliyorum, hem sikişenleri seyrediyorum, rüya gibi!" diye inliyordu. Tüm olayı Büşra idare ediyor, ben kalçalarını avuçlamışken kafamı göğüslerine bastırıp emdiriyor, saçlarımdan çekip dudaklarımı kemiriyor, ya da boynumu emiyordu...
Hatice orgazm olmuş, ama Mert halen amında hareket halindeyken, kucağımdaki Büşra'nın oturup kalkışlarından zıplamasından doruğa yaklaştığı anlaşılıyordu. Mert Hatice'yi bırakıp yanımıza geldi. Niyetini anlamıştım, Büşra'nın belinden bastırdım. O hareketsizlikte Mert yarağını götüne dayadı. Büşra yarağı göt deliğinde hissedince bir an kaçmak istedi, ama ben belinden bastırdığım Mert de kalçalarından tuttuğu için kaçamadı. Mert'e bakıp, "Iııhh, yapma!" dedi, ama Mert çoktan yarağının başını sokmuştu bile. Yarağım arkadan giren yarağın yarattığı basınçla daha da daralan amcığında kısıldı. Ben hareketsiz dururken, Mert arkadan pompalamaya başladığında ben de onun geri çektiği anlarda ileri ittiriyor, iki taraflı Büşra'yı kudurtuyorduk...
Büşra, "Ohhhh hiç denememiştim, offfff, ahhhhh, harikasınız, ağzıma da yarak olsa keşke, ohhhhhhh çok güzellllll, Hatice görüyor musun of nasıl sikiyorlar!" diye inliyor, ardı ardına kasılıp orgazm oluyordu. Hatice gelip orta parmağını yarak gibi Büşra'nın ağzına soktuğunda, emmeye çalışıyor, ama aldığı zevkten inlemelerini kontrol edemiyordu. Önce Mert, sonra da ben boşaldım. İki deliğinden de döller akarken Büşra koltuğa devrilip, "Offff, öldürdünüz beni! Hatice yok böyle bir zevk, seni de alsınlar aralarına!" diye konuşup duruyordu. Hatice dudaklarını büküp, "Ben de istiyorum!" dedi şımarık çocuk edasıyla...
Kafalar bayağı yerine gelmeye başlamıştı. Birer kadeh viski daha konuldu. Kadınlar gidip birer duş alıp geldiler. Sonra da bizi duşa gönderdiler. Soğukla ılık arası aldığım duş daha da canlandırdı. Odaya geri döndüğümde, Büşra ile Hatice çıplak ve hazırdı. Yatak odasına geçtik. Bu kez Mert alta yattı, Hatice üzerine çıkıp hazır yarağı amına aldı, yavaş yavaş oturup kalkmaya başladı. Mert avuçladığı memeleri sıkıyor, uçlarıyla oynuyordu. O ara Büşra önümde diz çöküp yarağımı ağzına aldı, bir süre emip iyice ıslattı ve Hatice'nin götüne kendi eliyle dayayıp sokmama yardımcı oldu. Hatice daha rahat almak için Mert'in üzerine kapaklanmış, Mert'in dudaklarını dilini emiyor öpüyordu...
Santim santim içinde kayan yarağım köküne kadar girdi götüne. Ben hareket ettikçe Mert geri çekiyor, ben geri çekince amcık ona kalıyordu. Kafamı çevirdim, Büşra elinde cep telefonu Hatice'nin amcığını ve götünü çekmeye çalışıyor, resmen yerlerde sürünüp uygun açıyı bulmaya çalışıyordu. Hatice, "Bu çok güzel, ohhh çok güzel, ohhh nasıl bir zevk buuuu!" diye inliyor, "Furkan'ım, ya hep istersem?" diye bağırıyordu. Ben, "İstersen sikeriz yavrum! Mert'le Büşra gelir canın isteyince amını götünü sikeriz!" deyince, "Ohhhh, ohhh!" diye inliyor, vıcık vıcık amcık sularından Mert'in yarağı 'Şlop şlop!' ses çıkarıyordu...
Hatice, "Offff, orgazmlar bitmiyorrrr, Büşra, amım götüm saçlarımın telleri bile orgazm oluyor, ohhhhhh! Offf, yoruldum!" diye inleye inleye durdu ve aramızdan kayıp yıkıldı yatakta. Elimle yarağımı sıvazlayarak Büşra'yı önümde diz çöktürüp ağzına yüzüne göğüslerine fışkırttım döllerimi. Hatice hiçbir şeyden geri kalmak istemiyor gibiydi, doğrulup Mert'in yarağını avuçladı ve "Sen de beni yıka!" dediğinde, Mert boşalmaya başlamıştı heryerine. Herkes pert bir şekilde bir kenara kıvrılıp uyudu...
Sabah, daha doğrusu öğlen uyandığımda Mert'le Hatice halen yataktaydı. Kalktım. Büşra mutfakta, başı ağrıyor olsa gerek, kendine soda limon hazırlıyordu. Önünü kapatmadığı kimono türü kısa bir sabahlık giymişti. Usulca arkadan yanaşıp yarağımı dayadım götüne, ellerimi koltuk altından geçirip göğüslerini avuçladım. "Dur, dur ne yapıyorsun?" deyince, "Başını geçireceğim!" dedim. Gülm eye başladı. Dediğimi yaptım, mutfak tezgahına domaltıp güzelce siktim. İkimiz de boşaldığımızda, kendi sesimizden duymadığımız sesler geliyordu yatak odasından. "Ohhhh, Mert, harika, çok iyi geldi bu sabah sabah, ohhhh!" diyen Hatice'nin sesi...
Giyinip dışarda kahvaltıya gittik. Kahvaltı sonrası biz geri dönüş için yola çıktık. İlk yarım saat hiç konuşmadık. Sonunda sordum, "Pişman mısın yoksa?" diye. "Pişman değilim, aksine çok sevdim, ama senin ne düşündüğünü bilemediğim için sustum!" dedi. "Bence de çok güzeldi, hem de uyumlu olduğumuz bir çifte denk geldik!" dedim. "Buna çok sevindim, kahvaltı yaptığımız yerde Büşra ile tuvalete giderken, Furkan ve Mert hakkımızda ne düşünüyor acaba diye konuştuk!" dedi. "Büşra tecrübeli gibi geldi?" dedim. "Yok, o da ilk kez yapmış! Hatta biz ilk dışarıdan gelip sarhoşlama o gecelikleri giydik ya, o zaman ben, bu kıyafetle yanlarına gidersek odalara bile götürmeden orda sikerler bizi dedim, Buşra da, siksinler kızım, zaten sikilirken seyretmek ve seyredilmek nasıl birşey diye merak ediyordum diye güldü, ama grupseks yoktu olayın içinde!" dedi. Ben de, "Bir dahaki sefere biz onları ağırlayalım!" dedim. "Olur aşkım! Mert de senin kadar iyi sikici, ne zaman isterlerse gelsinler!" dedi...
Hava kararmıştı. Otobandaki tesisleri gösterip, "Çek şuraya, kuytu bir yere yanaş!" dedim. Hatice, "Bu kadar çok am göt sikiş muhabbeti yapınca sen de kudurdun benim gibi değil mi?" dedi. En kuytu kısma park etti. Arka koltuğa geçip pantolonu sıyırdım. Arkası bana dönük kucağıma gelip, yarağımı amına aldı, oturup kalkmaya başladı. "Ohhh, acaba bizi seyredenler var mıdır, ohhh, Furkanımmm!" diye diye, hem kendisi orgazm oldu, hem beni boşalttı.
[Furkan]
71 notes
·
View notes
Text
İçimde Uyuyan Orospu Uyandı! (Hande 25 Y., Malatya)
Seks oyuncağım Harun'dan çok memnundum. İstediğim zaman evime çağırıp kendimi siktiriyor, onu adeta dildo gibi kullanıyordum. Harun git gide hayvanlaşsa da, yeri geliyor hoşuma gidiyor, yeri geliyor dizginlemeye çalışıyordum. Ama it herif artık işin bokunu çıkarmaya başlamıştı ve olup olmadık yerlerde beni sikmeye kalkıyordu.
Cuma günüydü. Yine iş çıkışı Harun beni arabasıyla evime bırakacaktı. O gün diz üstü bir etek giymiştim, üzerimde de beyaz gömlek ve ceket vardı. Arabaya biner binmez hayvan Harun hemen elini bacağıma attı. Sinirle elini tutup uzaklaştırdım ve "Ne yapıyorsun, bir gören olacak, elli defa söyledim sana ortalık yerde yapma böyle!" dedim. Yine yüzü düştü. Şirketten biraz uzaklaşınca gönlünü almak için elimi sikine attım. Atar atmaz siki kalkmıştı hemen, azgın köpek hiçbir zaman hayır demiyordu. Sikini biraz okşayınca Harun araba sürerken garipleşmeye başlamıştı. "Hande ben dayanamıyorum!" deyip evimin rotasından çıkıp arabayı başka bir yere sürdü. Tenha ve ağaçlık bir yere girip kontağı kapattı. Issız bir yerdi, ama etraftaki ağaçların altı çöplük gibiydi. Her ağacın altında boş bira, rakı ve şarap şişeleri, plastik bardaklar, sigara izmaritleri, boş sigara paketleri falan atılmıştı.
"Harun iyice saçmalamaya başladın, eve gitseydik ya düzgünce!" desem de sikini çıkardığı gibi ensemden tutup saksoya başlattırdı. Nerdeyse yirmi dakika kadar sakso çektim. Boşalır diye beklerken sikini ağzımdan çıkardı ve arabadan inip yanıma geldi. Oturduğum kapıyı açtı ve beni çekiştirmeye başladı. "Harun saçmalama, burada sikmeyi düşünmüyorsun değil mi?" dedim. "Hande çok azdım, bir tane koyayım amına, ne olur!" deyip beni çekiştire çekiştire kapı açık bir şekilde ön yolcu koltuğuna domalttı. Eteğimi yukarı sıyırdı, ince siyah külotlu çorabımı da bir hışımla aşağı indirince, ben de tutup külodumu indirdim.
İlk defa ev dışında bir yerde, açık havada sikilecek olmamın heyecanından bacaklarım titreyemeye başlamıştı. Ben arabanın ön koltuğunda rahatsız bir konumda domalmış halde beklerken Harun sikini amıma yerleştirdi ve "Ohhh Hande, amına koyuyorum!" diye bağırarak sikmeye başladı. O heyecan titremelerimin yerini birden zevk aldı. Evdeki rutin sikişmelerimizden sonra böyle bir yerde sikişmenin zevki ve heyecanı daha farklıydı. Peş peşe orgazm olurken ben de kendimi kaptırdım, "Evet Harun, amıma koyuyorsun, sik beni erkeğim, koy amıma! Ohhhh!" diye inlemeye başladım. Harun tüm gücüyle amıma köklüyor, adeta belimi kırarcasına sikiyordu. Bu kadar uzun dayanması ve erken boşalmaması artık işi öğrendiğini gösteriyordu. Rahat bir 15 dakika daha siktikten sonra amıma tüm gücüyle abanıp, "Ohhhh Hande, balımı akıtıyorum içine!" diye böğürerek boşaldı. Amımın içinde sikinin kalp gibi atarak boşalması çok hoşuma gitmişti...
Bir süre öylece hareketsiz kaldık. Siki amımda küçülüp arkamdan çekilince ben hemen külodumu yukarı çekip toparlandım. Hayvan Harun külotlu çorabımı yırtmıştı, giyilecek durumda değildi. "Yırtık çorapla nasıl sokakta yürüyeceğim ben şimdi?" diye kızdım. Harun ise salak salak gülerek, "Bir şey olmaz ya, çıkar öyle yürü!" dedi. Sinirle çıkardım yırtık külotlu çorabımı. "Çöp poşeti var mı arabada?" dediğimde Harun külotlu çorabı elimden aldığı gibi camdan dışarı attı. Bu yaptığına kızsam da Harun hiç oralı olmadı ve arabayı çalıştırdı, evime doğru yola çıktık.
Apartmanın önüne gelince, Harun, "Hande kız, bir kere daha koyayım mı amına?" diyerek eve gelmek istedi. Ancak pazar günü köye babamların yanına gitmeyi düşündüğümden biraz dinlenmek istedim. "Olmaz!" deyip arabadan inip aceleyle eve gittim. Evde ilk işim duşa girmek oldu. Amımdan halen Harun'un dölleri akıyordu, ama hayatımda unutamayacağım bir deneyim yaşamıştım...
Cumartesi gününü evde dinlenerek geçirdim. Pazar günü sabah erkenden kalkıp duşumu ve kahvaltımı yaptım, hazırlanıp evden çıktım. Babamlara köye geleceğimi haber vermemiştim, sürpriz olsun istiyordum. Otogara doğru yürüyordum ki yanımda bir araba durdu. Harun'un arabasıydı, ancak içinde Harun'un babası Cemil amca vardı. Camı açıp, "Nereye gidiyorsun Hande kızım?" diye sordu. Ben, "Otogara. Köye gideceğim!" deyince, "Tesadüfe bak, ben de köye gidiyorum, hadi atla, bırakayım seni köye!" dedi. Köylerimiz aynı olmasa da komşu köylerdi ve Cemil amca babamla tanışıyordu.
Hemen bindim arabaya ve havadan sudan sohbet ederek yola çıktık. Çevre yolundan ayrılıp köylerimize giden toprak yola girince Cemil amca ciddi bir ses tonuyla, "Hande kızım, bizim oğlanla ciddi düşünüyorsun değil mi?" dedi. Birden panik oldum ve aramızdaki ilişkiyi öğrendiğini düşündüm, ama panik yapmamaya çalışıyordum. "Ne demek istiyorsun Cemil amca?" deyince, "Harun'la evleneceksin değil mi kızım?" dedi. Ben şok olmuştum, "Cemil amca ne evlenmesinden bahsediyorsun? Harun orta okuldan arkadaşım diye öylesine sohbet ediyoruz, hepsi o!" dedim.
Cemil amca birden arabayı sağa çekerek durdu ve "Demek hepsi o ha? Harun'la çatır çatır sikiştiğini biliyorum!" dedi. Ben şok olmuş bir halde, "Cemil amca ne saçmalıyorsun, yok öyle bir şey!" dedim. Cemil amca telefonunu çıkarıp, "Peki bu ne öyleyse?" diyerek bir video açıp telefonu elime verdi. İzlerken utancımdan yerin dibine girdim. O gün Harun beni arabada sikerken yakınımızdaki ağaçlardan birinin arkasından gizlice çekilmişti bu video. Üstelik inkar edilemeyecek bir şeklide (Amına koyuyorum Hande!) , (Sik beni Harun, koy amıma!) gibi tüm konuşmalarımız da gayet net duyuluyordu videoda.
Ben utancımdan kıpkırmızı olmuş ve şaşkın bir şekilde videoyu izlerken Cemil amca cebinden yırtık külotlu çorabımı çıkarıp göstermesin mi! Ben şoku atlatınca hemen telefondan videoyu sildim. Cemil amca ise sırıtarak, "Silsen de o videoyu çeken arkadaşımda orjinali var. O gün benim arkadaşlar az ilerinizde şarap içiyormuş. Bizim arabayı görünce merak etmişler. Sonra arkadaşlardan biri bakmak için sesszice ağaçların arkasından arabaya yaklaşmış. Sizi o halde görünce de bu videoyu çekmiş. Siz gittikten sonra attığınız külotlu çorabı da almış arkadaş, bana verdi..." dedi.
Artık durumun inkar edilecek bir tarafı kalmamıştı. Yaptığımız şeyi normal göstermek için, biraz da sesimi yükseltip, "Ne var bunda Cemil amca, yetişkin insanlarız!" dedim. Cemil amca ise, "Madem yetişkin insanlarsınız, hazır köye gidince babanla konuşup seni Harun'a isteyeyim. Evlenin ve konu kapansın!" dedi. O an panikledim ve "Saçmalama Cemil amca, ben Harun'la asla evlenmem!" dedim. Cemil amca, "Seni azgın orospu seni, evlenmem ama çatır çatır sikişirim diyorsun ha? Bula bula benim yarım akıllı oğlanı mı buldun kendine sikici olarak?" deyip elini bacağıma attı. Babam yaşındaki adam bacağımı okşuyor, bakışlarıyla beni sikmek istediğini belli ediyordu. Ben ise çaresizlikten dolayı hiç tepki veremiyordum.
Ben tepki veremeyince, "Demek azgınlıktan bizim yarım akıllıya kadar düştün ha? Orospu seni!" deyip bu sefer elini gömleğimin yakasından içeri daldırıp memelerimi avuçlamaya başladı. Kendimi çok tuhaf hissediyordum, ama nedense içerisinde bulunduğum durumu da bozmak geçmiyordu aklımdan. Hatta ilginç bir şekilde heyecanlandırmıştı bu olay beni. Cemil amca fermuarını açıp kalkmış sikini çıkardı ve "Ne yapacağını biliyorsun Hande!" dedi. Sikini önce elimle tuttum, biraz sıvazladıktan sonra eğilip başını yavaşça ağzıma aldım. Babam yaşında olmasına rağmen gayet iri ve diri bir siki vardı. Hatta Harun'un sikinden daha heybetliydi. İlk başta isteksiz gibiydim, kafamda yüzlerce tilki dolaşıyordu, şu an ben ne yapıyorum diye kendimi sorguluyordum. Ama ok yaydan çıkmıştı bir kere. Kazık gibi olmuş sikini zevk alarak emmeye başlamıştım ki birden eliyle ensemden tutup sikine bastırdığı gibi ağzıma boşaldı. İster istemez döllerini yutsam da boşalması kısa sürmüştü.
Elimle ağzımı silerek doğrulduğumda, "Ne kadar da azgın bir şeymişsin Hande, seninle daha çok işimiz var!" deyip arabayı çalıştırdı. Ben köye gideriz diye düşünmüştüm, ama farklı bir yola girdi ve dağlara doğru sürdü arabayı. "Nereye gidiyoruz Cemil amca?" deyince, "Görürsün birazdan!" deyip pis pis sırıttı. Gittikçe yükseğe çıkıyorduk ki sonunda taştan yapılma küçük bir yayla evine geldik. Evin uzağında yakınında hiçbir yerleşim yoktu. Arabayı park edip indik. Evin kapısını açıp, "Geç içeri!" dedi. İçeri girdim. Bir oda, mutfak ve uyduruk bir banyosu olan küçük bir evdi. Divan, yer minderleri gibi klasik köy eşyalarıyla döşenmişti ve bir de soba vardı. "Cemil amca niye geldik buraya?" dedim. Cemil amca, "Babanları ara, işin çıktığını, bu gün köye gidemeyeceğini söyle!" dedi. O an planını anlamıştım. "Aramama gerek yok, köye gideceğimi bilmiyorlardı zaten!" dedim.
Yayla havası serin olduğundan Cemil amca hemen sobayı yakıp, çay suyu koydu. "Söyle bakalım, benim yarım akıllı oğlan iyi sikiyor mu seni?" dedi. Utanarak da olsa, "Evet Cemil amca, deli gücü var, nazar değmesin!" dedim. İçerisi ısınmaya başlayınca Cemil amca birden soyunmaya başladı ve "Hadi soyun sen de!" dedi. Yavaş yavaş üzerimdekileri çıkarmaya başladım. Sütyen ve külotla kalmıştım, ama Cemil amca tamamen soyunmuştu. O göbekli ve kıllı vücudunu görünce biraz keyfim kaçsa da önünde sallanan heybetli siki iştahımı açmıştı. Önüne diz çöktürdü ve sikini ağzıma verdi. Biraz saksonun ardından siki kazık gibi olmuştu.
Ayağa kaldırıp sütyenimi ve külodumu da çıkardı. "Off, hayal ettiğimden daha süpermişsin, orospu seni!" deyip elini amımda gezdirmeye başladı. Kalın parmakları amıma girdikçe irkiliyordum. Beni divana yatırdı ve bacaklarımı açıp amımı yalamaya başladı. Bunu hiç beklemiyordum, hemen siker boşalır bırakır diye düşünmüştüm, ama Cemil amca sandığımdan daha zevk sahibi çıktı. Amıma resmen gömülmüş yalıyordu, ama öyle böyle bir yalama değil, imkanı olsa kafasını komple amıma sokacak gibiydi. Köpek gibi şapır şupur yalamasına fazla dayanamadım ve şiddetli bir orgazm yaşadım.
Gülerek doğruldu ve "Orospuya bak, nasıl da zevk alıyor!" deyip sikini amıma sürtmeye başladı. Sonra da yavaş yavaş amıma girdi. Misyoner pozisyonda yavaş tempoda sikmeye başladı. Cemil amca biraz kilolu olduğundan minyon bedenim altında kayboluyordu. Biraz hızlanmaya başlayınca inlemeye başladım. Evimde sikilirken komşulara ses gitmesin diye hep kendimi tutardım, ama burada tamamen saldım kendimi ve içimden geldiği gibi zevk alarak yüksek sesle inlemeye başladım. Sanki içimde uyuyan orospu uyanmış gibiydi. Çok geçmeden şiddetle orgazm olup bacaklarımı beline dolamıştım ve halen sert sert pompalanıyordum. Sobada yanan odunların çıtırtısı romantik bir ortam oluştururken Cemil amca da deli gibi inliyordu amımı sikerken...
Birden amımdan çıkıp beni domalttı. "Senin şu götüne bayılıyorum Hande!" diyerek götümü avuçlayıp tokatladıktan sonra tekrardan amıma girdi. Zevkten inleye inleye, koca götümü eze eze amımı sikmeye devam etti. Bir süre siktikten sonra yavaşlayıp sikini çıkardığı gibi sırtıma boşaldı. Yorgunluktan divana yığılmış kalmıştım. Cemil amca da yanıma oturmuş soluklanıyordu. Soluklanması bitince götümü hafif hafif okşayıp güzelliğime övgüler yağdırdı. Bense evin taş duvarlarını izleyip bulunduğum durumun garipliğini hazmetmeye çalışıyordum...
Bir süre sonra Cemil amca kalkıp sobanın üstüne kestane attı. Dolapta yarım şişe rakısı varmış, çıkardı. Kestaneler olunca ikimize de birer bardak rakı doldurdu. Sobanın yanında yer minderlerine oturup içerken sohbet etmeye başladık. Cemil amca bana Harun'la sikişmelerimi anlattırıyor, "Nasıl olur da senin gibi güzel bir kız bizim gibi hödüklere siktirir be!" deyip gülüyordu. İkinci bardaktan sonra ben hafiften çakır keyif olmuştum, kafam dönüyordu. Yarım şişeyi tamamen bitirdiğimizde ise ben iyiden iyiye kafayı bulmuştum. Yanan sobadan dolayı içerisi epey bir ısınmış, Cemil amca ise oturduğu minderde mayışmıştı.
O an sebebini anlamadığım bir şekilde bana bir azgınlık geldi ve Cemil amcanın kucağına kendimi yerleştirip sikine sürtünmeye başladım. Cemil amca ağzını yaya yaya, "Seni azgın orospuuu, doymadın mı?" deyip memelerime yumuldu. Siki zor kalksa da, sonunda kıvama gelince elimle tutup amıma yerleştirdim. Kucağında yavaş yavaş zıplayarak kendimi siktiriyordum. Alkolün ve sobanın sıcaklığından dolayı götümden terler akmaya başlamıştı, sıcak bastıkça iyice hızlandım. Deli gibi hoplarken götüm Cemil amcanın kasıklarına çarpıp şap şap ediyordu...
Nerdeyse 10 dakika kadar kucağında zıpladım. Sonunda Cemil amca beni üstünden ittiği gibi, "Amına koduğumun orospusu!" deyip bir hışımla üzerime gelip amıma girdi. Yerdeki mindere zımbalaya zımbalaya sikiyordu beni. Artık sırtım ağrımış, bacaklarım ayrılmaktan uyuşmuştu ki, Cemil amca, "Ohhhhhh!" diye böğürerek üzerime yığılıp amıma boşaldı. Bu tempodan sonra ikimiz de divana kendimizi zor attık. Hem yorgunluktan, hem alkolden dolayı sızıp kalmışız...
Mutfaktan gelen seslerle kendime geldiğimde vakit öğlen olmuştu. Cemil amca benden biraz önce kalkmış, mutfakta yiyecek birşeyler hazırlıyordu. Ben esneye esneye divanda debelenirken Cemil amca gelip götümü avuçlayarak, "Bayılıyorum senin şu götüne Hande! Kalk hadi, kazanın altını yaktım, su ısınmıştır, banyo yap ta karnımızı doyuralım, menemen yapıyorum!" deyip götüme bir tokat atıp kaldırdı. Banyoya girip yıkanıp çıktım, sadece sütyen külot giyip mutfağa geçtim. Yemeğimizi yedikten sonra Cemil amca, "Hadi giyin de şehre dönelim!" dedi. "Hadi ya, hemen dönecek miyiz, biraz daha kalsak olmaz mı?" deyiverdim. Cemil amcanın gözleri parladı ve "Bak sennnn, azgınlığın geçmedi mi orospu?" dedi. "Geçmedi!" deyip sütyen ve külodu çıkarıp divana geçtim. Cilveli cilveli kendimi okşuyor, "Hadi gelsene!" diyordum.
Cemil amca aceleyle masayı toparlayıp yanıma geldi. Memelerimden başladı yalamaya. Acele etmeden tadıma varıyor, her yerimi doyasıya yalıyordu. Amımı yalarken bir parmağını götüme sokunca irkildim, "Cemil amcaaa, ne yapıyorsun?" dedim. "Hiç sesini çıkarma Hande!" deyip götümü parmaklamaya devam etti. Bir parmak, iki parmak derken üç parmağını da götüme sokmuştu. Amımı yalarken üç parmağı da götümde çalışınca ben fazla dayanamadım ve adeta böğürürcesine müthiş bir orgazm yaşadım.
Sonunda beni domaltıp, bolca tükürüklediği göt deliğime sikini dayadı. Götten sikilmeye hiç hazır hissetmiyordum kendimi, ama çok da istiyordum. Kendimi kasmayı bırakınca yavaş yavaş sikini sokmaya başladı. Ortadan ikiye yarılıyor gibi hissettim kendimi. Acıyla fena inliyordum, ama Cemil amca, "Ohhh, kurban olurum bu göte!" deyip delicesine götümü sikmeye başlamıştı. İki eliyle de belimden kavramış kendine çeke çeke, kökleye kökleye sikiyordu götümü. Bana bir asır gibi gelen uzun bir süre götümü sikip böğürerek götümün içine boşaldı. Sikini götümden çıkarmadan üzerime yığılınca ben de dizlerimde derman kalmadığı için yığılıp divana yapıştım. Divanla Cemil amcanın arasında pestil olmuştum.
Siki inince götümden çıktı, banyoya girdi. O banyo yaparken biraz kendime gelmiştim. Cemil amca banyodan sikini sallaya sallaya çıkıp, "Hadi gidelim artık!" deyince moralim bozulmuştu, nedense gitmek hiç içimden gelmiyordu. Bunu nasıl söyleyebildiğime şaşıyorum, ama, "Gitmeden önce son bir kez daha sik beni bari!" dedim. "Sen ne doymaz orospuymuşsun be! İliğimi damarımı kuruttun, halen sikilmek istiyorsun. Al bakalım, kaldırabilirsen sikeyim!" deyip sikini ağzıma verdi.
Taşaklarını okşayarak sikini bir güzel yaladıktan sonra nihayet kaldırabilmiştim. Hemen misyoner pozisyona geçtim ve sikilmeye başladım. Bu sefer içimi daha farklı bir azgınlık kaplamıştı. Bacaklarımı iki yana ayırmış, iki elimle Cemil amcanın götünü kavramış, "Daha sert sik, parçala amımı, hadi!" deyip kendime çekiyordum. "Lan oropsu çek elini götümden, huylanıyorum!" dese de ben götünü iyice kavramış pompaladıkça kendime çekiyordum. "Hadi! Bu kadar mı? Oğlun bile daha iyi sikiyor!" deyip gaza getirmeye çalışıyordum. Birden sinirle sikmeye başladı. İki eliyle memelerimi tutmuş koparacakmış gibi asılıyordu. Ben halen kudurmuş gibi, "Hadi, daha hızlı sik!" diye s��ylenip duruyordum. Ben söylendikçe o da bana karşı sertleşiyor, bazen omuzlarıma bastırıyor, bazen de boğazımı sıka sıka sikiyordu ki, yine müthiş bir şekilde orgazm oldum. Benden az sonra da Cemil amca, "Geliyorum orospu!" diye bağırarak döllerini amıma boşalttı.
Kendime şaşıyordum. Hiç böyle yapacak biri değildim, bir an kendimden utandım. Bunca yıllık ömrümde tabularımı yıktığım gün sanırım bu gündü. Gönlümden nasıl geçiyorsa öyle davranmıştım bu gün. Adeta içimde uyuyan bir orospu vardı ve bu gün uyanmıştı.
Cemil amca, "Azgın orospu seni, seni doyurmanın yolunu biliyorum, haftaya da buraya geliyoruz, o gün sizi izleyen arkadaşlarımı da çağıracağım, bakalım aynı anda dört yarakla başa çıkabilecek misin!" diye söylene söylene üzerimden kalktığında ben orgazm olmanın verdiği mayışmayla yattığım yerden ahşap tavanı izliyordum.
Az sonra, "Kalk hadi gidiyoruz!" sesiyle irkildim. Cemil amca giyinmişti. İstemeye istemeye kalkıp üzerimi giyindim ve dışarı çıktım. Temiz hava iyi gelmişti. Arabaya oturur oturmaz götümün ağrısından ne kadar hor kullanıldığımı anladım. Cemil amca da bitkindi. Yol boyunca hiç konuşmadan şehre döndük. Apartmanın önüne geldiğimizde telefonunu verip, "Kaydet numaranı ve çaldır kendini!" dedi. Dediğini yaptım. "Unutma, haftaya pazar günü yine yayla evine gidiyoruz. Pazar günü sabahtan alırım seni!" diyerek beni indirip gitti. Eve girer girmez hemen kendimi duşa attım. O gece mışıl mışıl uyumuşum...
Pazartesi günü Harun'la yine işe gidecektik. Sabah arabaya biner binmez elini bacağıma attı ve "İki gündür amına koyamadım, özlemişsindir Handem!" dedi. Götümün ağrısıyla (Merak etme, baban yokluğunu aratmadı!) diyesim geldi ama kendimi tutup sadece pis pis sırıttım. Akşam iş çıkışı Harun'un ısrarıyla yine eve aldım ve bir güzel sikiştim. Yayla evinde Cemil amca da ayrı bir zevk vermişti, ama Harun'un o bitmeyen enerjisi beni alıp uçuruyordu. O gece Harun'a götten de verdim, hazır götüm genişlemişken anal seksi de tatsın istedim...
İşimiz bittiğinde Harun'a, çok yorgun olduğumu ve onunla bir süre sikişemeyeceğimi, bir iki hafta dinlenmek istediğimi söyleyip evden gönderdim. Duşumu alıp yastığa kafamı koyduğumda yayla evinde Cemil amcayla yaşadığım sikişler aklıma geldi. Bir dahaki pazarı iple çekiyordum, üstelik bir dahaki sefere Cemil amcanın arkadaşları da olacaktı. Aklıma dört erkekle türlü türlü fantaziler geliyordu. Sanırım içimdeki orospuyu artık daha fazla dizginleyemeyecektim :)
(Hande)
25 notes
·
View notes
Text
ben buyum. kenar mahallede büyümüş, illegale bağışıklık kazanmış, ucuz biralar içmekten keyif almış, kalem gibi cigara saran, kravatlı abilerden pek hoşlanmayan, sokaklardan korkmayan ve memurları yürüyüşünden tanıyan. ben buyum. karanlıktan korktuğu için ışıkları kapatan, kapılmayan telaşına gördüğü kanın, hem suça meyilli, hem sabıkasız. ben buyum. istiklal caddesi'nde kollarını açıp isa'lığını ilan eden, paçalarının çamura bulaşmışlığını seven, uykusuzluktan kızaran gözlerine aldırış etmeyen, plansız, kuralsız. kendi başına bir savaşım ben. solcu eylemiyim. direnişim. tanrı'nın bu dünyaya attığı en cesur kazığım. uçurum çiçeklerini severim, kapitalist gelir bana kırmızı güller. orkideler orospulara armağan edilmeli ve intihar edenlerin mezarı başında ceket iliklenmeli. ben buyum. babası tarafından terkedilmiş, hep terkedilmiş, cinayetler düşlemiş, bıçaklar bilemiş, bağımsız bağımlı. hep az konuşmuş, genelde kaçak. umursamaz sanılmış, kırılmaz, aldırmaz. ötekileştirilmiş, "o boş verir." denilen. kimsenin bilmediği hüzünler taşıyan ruhunda aslında, kimsenin tahmin edemediği kadar büyük yorgunlukları olan. suçsuzluğunun bedelini ağır ödemiş, hak etmemiş. inançlarıyla alay edilmiş, çatlatılmış su içtiği bardaklar. ben buyum. bu yüzden tanışmalarımı merhabadan öteye taşımıyorum. gözünüzü boyuyorum belli olmasın diye çıplaklığı hayatımın. kara kaderimi gizliyorum, ak maskemin ardında. ben buyum. bu dünyaya yollanmış bir maalesefim. ben buyum. adım attığı an yollarının yarılacağını bilen ve adım atmaktan başka seçeneği olmayanım. hayalinin bile sizi darmadağın edeceği gerçek bir felaketin ortasındayım.
29 notes
·
View notes
Text
Bardaklar değil gözlerim dolmuştu,hayattan değil senden kopmuştum
#my post#tumblr mahallesi#bi kahve#ay benim gece senin#karantina#3391kilometre#3391km#gözler kalbin aynasıdır#günün sözü#kitap alıntıları#alıntı#kitap alıntısı#kalbimdeki morg#kendi kalbine yazar#postlarım#hayalkirikligi#hayaller#hayal kırıklıkları#umutsuzluğun doruklarında#umutbittigezegeniyakin#umutsuzluk#umutlar#doesthela#spotify#wattpad#aslı arslan#egeninincisi#cats of tumblr#boramess#doğum günün kutlu olsun
21 notes
·
View notes
Text
YERE ÇÖP ATMAYIN!
Sokakların ve çevrenin bu kadar pis olması bir tek bana garip geliyor gibi hissediyorum. Çöp konteyneri var ama içinden çok çevresine çöp atılıyor. Çocuklar annesinin yanında cips yiyip paketi yere atıyorlar ve annesi yere atmaması gerektiğini öğretmiyor. Koca koca adamlar arabanın camından soda şişesini çayırlık alana atıyor, otlar kuruyunca yangın çıkmasının en büyük etkenlerinden biri o atılan şişeler. Kaldırımlar paralı olarak doğaya yardım olacağını söyledikleri poşetlerle dolu. İzmarit desen zaten adım başı yerlerde. Yoruldum bi banka oturuyum desen her yer çekirdek kabuğu, dökülmüş kola lekesi, kırık plastik bardaklar. Neden bu kadar pis olmayı toplum olarak kabulleniyoruz ? Hani temizlik imandandı ? Hani maske, mesafe, temizlik diyerek sokağa çıkamadık uzun süre mikroptan. İnsanlar sevdiklerini, ailelerini kaybetti virüs yüzünden. Neden başımıza gelen kötü şeylerden ders almıyoruz ? Bizim binada düğün oldu kapının önünde içtikleri soda ve biri şişelerini karşıdaki yeşillik alana savurdular. Bunu yapanlarda mercedes araca binip saçını başını yapan, parfümsüz sokağa çıkmayan insanlar. Cebinde kaç milyarlık telefon var, sorsan hangi okulu bitirmiştir ama onlar bile bunu yapıyor. İlla birilerinin ceza yazması mı gerek insan olmak için ?
YERE ÇÖP ATMAYIN!
Merak etmeyin siz yere çöp atmayınca çöpçüler işsiz kalmayacak. Hayvanlar yesin diye bozulmuş yemeği yol kenarına döken sözde hayvanseverler var bir de. Sizin yemediğinizi o hayvanda yemez. Bazıları hayvanlar çöpten yiyor ne bulsalar yerler kafasında düşünüyor ama o öyle değil işte. Kediler ve köpeklerin çok gelişmiş bir koku mekanizması var. Bunun sayesinde yiyeceğin sağlıklı olup olmadığını anlarlar ve yemezler. Dolayısıyla iyilik adı altında çöp olmuş bozuk yiyecekleri yol kenarına veya parklara dökmekten vazgeçin. Bir de koca koca ekmekleri atmak var ki bu zaten başlı başına bir saçmalık. Ne kedi ne de köpek ekmeği zaten genelde yemiyorlar. Hele şehir içinde yaşayan hayvanlar hiç yemiyorlar. Sadece kuşlar yiyor onlarda küçük olduğu için o koca koca kuru ekmeği yemek isteselerde yiyemiyorlar. Madem iyilik yapacaksınız o ekmekleri ufalayıp düzgünce bir yere kapsız şekilde koyun. Kap olması yağmurda o kabın içini camur gibi yapıp kullanılamayacak hâle getirecektir. Ayrıca kabsız olması karıncalarında o ekmekten götürmelerini sağlayacaktır. Kap ile sadece su konulur o da temiz kaba konulmalıdır. Bunları bu şekilde anlatmam gerçekten çok üzücü benim adıma. Çünkü bunlar extra şeyler değil normal olması gereken şeyler. Ama o kadar anormal şeyler görüyoruz ki malesef böyle anlatmak zorunda kalıyoruz. Bu yazıyı kaç kişi görecek de faydalı olacak ondan da umudum yok. Çünkü sağolsun Tumblr da emoji satmak uğruna normak kullanıcıların erişimini dibe çektiği için, tikli kullanıcılara öncelik verdiği için bu söylediklerim 1500 civarı olan takipçilerin çoğuna bile erişmeyecek. Belki sadece bir kaç kişi görecek ama ben bu uzun uzun yazıları kendime sorumluluk hissediyorum. Kimse görmese de birilerinin sorunlara değinmesi gerek. Bu insanlık görevimiz bizim.
YERE ÇÖP ATMAYIN!
@felsefeyapmaulan
#hayat#postlarım#hayata dair#my post#dünya#düşünmek#türk postları#insan#insanlık#insanlar#yere çöp atmayın#çöpçüler#çöp#çöplük#insan olun
14 notes
·
View notes
Text
Soğuk kahve yaptık bardaklarımız falan öyle mükemmel olduğu için arkadaşım İnstaya Pinterest'ten bulduğu fotoğrafı atmış, aaa bizim bardaklar buraya çıkınca ne kadar da büyümüş dedim
@morrlale 🫣


Sosyal medyanın ışıltılı hayatının asıl gerçekleri 😅😂
21 notes
·
View notes
Text
HEDİYEMEN - MEGA+ (2)

Hediyemen: Özel Anlarınıza Özel Hediyeler
Sevdiklerinize anlamlı ve özel bir hediye vermek istediğinizde, Hediyemen size yardımcı olmak için burada! Her türlü özel anınıza, her türlü özel hediyeyi bulabileceğiniz bir platform olan Hediyemen, sevgi dolu duygularınızı en güzel şekilde ifade etmenizi sağlar. İster bayana, ister arkadaşa, ister yıldönümüne özel olsun, Hediyemen'de aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.
Bayana Hediye:
Bayana hediye seçmek bazen zor olabilir, ancak Hediyemen ile bu sorununuzu kolayca çözebilirsiniz. Romantik takılar, kişiye özel aksesuarlar, güzel bir çiçek buketi veya hoş bir parfüm... Hediyemen'de bayanlara özel birçok seçenek sizi bekliyor.
Arkadaşa Hediye:
Arkadaşlarınızı mutlu etmek ve onlara özel olduğunu hissettirmek için Hediyemen'de birçok seçenek bulabilirsiniz. Kişiye özel kupa bardaklar, komik tişörtler, eğlenceli oyunlar veya nostaljik hediyeler... Arkadaşa hediye seçmek hiç bu kadar kolay olmamıştı!
Kişiye Özel Hediye:
Hediyemen'de bulunan birçok ürünü kişiselleştirebilir ve sevdiklerinize tamamen özel bir hediye sunabilirsiniz. İsimler, tarihler, fotoğraflar veya özel mesajlarla hediyenizi daha da anlamlı hale getirebilirsiniz. Kişiye özel hediye, anahtarlık, çerçeve veya duvar saati... Seçenekler sınırsız!
Yıldönümü Hediyesi:
Özel günlerinizde sevgilinize veya eşinize özel bir hediye vermek istiyorsanız, Hediyemen'de romantik ve duygusal seçenekler bulabilirsiniz. Kişiye özel aşk notları, romantik çerçeveler, kalpli yastıklar veya romantik bir piknik seti... Yıldönümünüzü unutulmaz kılmak için en güzel yıldönümü hediyesi seçin!
Siz de Hediyemen Ailesine Katılın:
Sevgi dolu duygularınızı en güzel şekilde ifade etmek ve sevdiklerinizi mutlu etmek için Hediyemen'i tercih edin. En özel anlarınızı daha da özel kılın ve sevdiklerinizi mutlu edin! Hediyemen ile sevgi dolu anlarınızı unutulmaz kılın!
827 notes
·
View notes
Text
Çeyiz hazırlama işi ne zormuş 🤦 Bu olmasada olur diyorum, buna gerek yok diyorum, bu çok da önemli değil diyorum... Herkes çok tuhaf bir şey söylemişim gibi şok geçiriyor. Beyaz eşya seçiyoruz fark etmez diyorum, bu da olur diyorum yine şaşırıyorlar, illa bu olsun demiyorsun diyorlar 🤦 Bazı şeylere çok da önemli değil olmasada olur diyorum, gereksiz abartı ve fazla eşyayı hiç sevmiyorum yine şaşırıyorlar... Her şeyin sadesini neden seçiyorsun diyorlar... Sanırım evlenene kadar sürekli böyle şoklar geçirecekler 🤭
Bu devirden insanların neden evlilikten bu kadar korktuğunu anladım. Sanırım gelin adayları en pahalısını, en şatafatlısını istiyorlar. Her şeyi eksiksiz istiyorlar...
Benim için en güzel çeyizim kitaplarım diyince gülüyorlar... Neden kimse buna önem vermiyor 😏
Yuvalar maddiyat, eşya, altın, son model mobilyalar, tabaklar, bardaklar... üzerine kuruluyor diye çiftler anlaşamıyor bence...
Ya Râbbelâlemin yuvalarımıza önce huzur, saadet ve bereketi ihsan eyle 🤲 Her Müslüman gencin yuvası birer İslam kalesi olsun inşallah 🤲
#gökyüzünüvemaviyiçoksevdiğimdoğrudur#mavi#papatya#gökyüzü#kitap#tebessüm#çay#dua#Evlilik hazırlıkları#Elhamdülillah
13 notes
·
View notes
Text
ben buyum kenar mahallede büyümüş, illegale bağışıklık kazanmış, ucuz biralar içmekten keyif almış, kalem gibi cigara saran, kravatlı abilerden pek hoşlanmayan, sokaklardan korkmayan ve memurları yürüyüşünden tanıyan. ben buyum. karanlıktan korktuğu için ışıkları kapatan, kapılmayan telaşına gördüğü kanın, hem suça meyilli, hem sabıkalı. ben buyum, paçalarının çamura bulaşmasını seven, uykusuzluktan kızarmış gözlerine aldırış etmeyen, plansız, kuralsız, kendi başına bir savaşım ben. sağcı eylemim solcu eylemim, direnişim. uçurum çiçeklerini severim ben, kapitalist gelir bana kırmızı güller. orkideler orospulara armağan edilmeli ve intihar edenlerin mezarı başında ceket iliklenmeli. ben buyum, hep terk edilmiş. cinayetler düşlemiş, bıçaklar bilemiş, bağımsız bağımlı. hep az konuşmuş, genelde kaçak. umursamaz sanılmış, kırılmaz, aldırmaz. ötekileştirilmiş, o boş verin denilen. kimsenin bilmediği hüzünler taşıyab ruhunda aslında. kimsenin tahmin edemeyeceği kadar büyük yorgunlukları olan. suçsuzluğunun bedelini ağır ödemiş, hak etmemiş. inançlarıyla alay edilmiş. çatlatılmış su içtiği bardaklar, ben buyum. bü yüzden tanışmalarımı merhabadan öteye taşımıyorum. gözünüzü boyuyorum belli olmasın çıplaklığı hayatımın. kara kaderimi gizliyorum, ak maskemin ardında. ben buyum, bu dünyaya yollanmış bir maalesefim. adım attığı an yolların yarılacağını bilen ve adım atmaktan başka çaresi olmayanım. hayalinin bile sizi darmadağın edeceği, gerçek bir felaketin ortasındayım.
13 notes
·
View notes
Text

Kadın çok seviyordu. Adamsa o sevgiden habersizdi. Bir rakı masası geleneği olarak, o gecenin şerefine kalktı bardaklar havaya. "Yarasın." dedi adam. "Haklısın." dedi kadın içinden. "Yara'sın."
84 notes
·
View notes